Ekonomide ‘kredi kompozisyonu kayması’
Zirveye çıkan jeopolitik risklerin damgasını vurduğu yılın ilk yarısında Türk bankacılık piyasasında üretim ve yatırımdan tüketim ve nakit akışı yönetimine “kredi kompozisyonu kayması” yaşandı. Reel olarak; KOBİ’ler dahil ekonominin üretim ayağına açılan krediler daralırken, tüketici kredisi ve bireysel kredi kartları ile şirketlerin nakit akışı yangınını söndürmek için sığındığı taksitli ticari krediler ve kurumsal kredi kartı borçları enflasyonun üzerinde büyüdü. Ticari kesimin Kredili Mevduat Hesapları (KMH) borç bakiyesinde ise adeta patlama yaşandı. En pahalı ama erişimi en kolay borçlanma kanalı olan KMH’deki rekor büyüme, jeopolitik kriz ve sıcak savaş ortamında şirketler ve esnafın finansal olarak adeta “nefes darlığı” çektiği ve tam anlamıyla likidite sıkışması yaşadığını gösteriyor.
Üretim, büyüme yerine günü kurtarma
İlk yarıda ekonomide, “üretim ve büyüme odaklı” yerine hem şirketler hem de bireyler bazında “likidite koruma ve günü kurtarma/hayatta kalma odaklı” bir modele zorunlu geçiş istatistiklere yansıdı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık verilerine göre 26 Aralık’ta 22 trilyon 877 milyar TL olan bankacılık sektörü toplam kredi hacmi, 26 Haziran haftasında 26 trilyon 537,3 milyar liraya yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) tüketici fiyat endeksine (TÜFE) göre ilk altı ayda enflasyon yüzde 17,76 olurken, kredi hacmi nominal bazda yüzde 16 büyüdü. Buna göre kredi hacmi reel olarak yüzde 1,5 daraldı.
Veriler, kredi kanalının, üretim ve yatırım yerine tüketim ve nakit akışı yönetimine kaydığını, başka deyişle ekonomik verimliliği artıracak yatırımları beslemek yerine, jeopolitik şokların yarattığı yangını söndürmek ve tüketimi finanse etmek için kullanıldığını gösteriyor.
Üretim sıkıştı, tüketim döndü
Kredi hacmi bileşenleri arasında yaşanan belirgin kayma, tek başına toplam hacimdeki değişimden daha önemli bir hikâye anlatıyor. Büyük bölümü KOBİ’ler ve büyük ölçekli şirketlere olmak üzere, esnaf, kamu kurumları, STK’lar gibi tüzel kişilerin de içinde bulunduğu bir yelpazeye açılan ve toplamda en büyük paya sahip “ticari ve diğer krediler” bu dönemde enflasyonun çok altındaki yüzde 15,2’lük cari artışla 19 trilyon 949 milyar lira oldu. İşletme sermayesi, yatırım finansmanı, dış ticaret ve proje finansmanı için alınan bu kredilerin hacmi altı aylık enflasyona göre reel bazda yüzde 2,1 daraldı.
Buna karşılık tüketici kredileri yüzde 17 ile enflasyona yakın oranda........
