Asıl risk gözümüzün önünde
Şirketlerin yönetim kurullarında son yıllarda en çok konuşulan konulardan biri risk yönetimi. Yapay zekâ destekli tahmin modelleri kuruluyor, jeopolitik senaryolar hazırlanıyor, ekonomik göstergeler yakından izleniyor. Herkes bir sonraki büyük krizi öngörmeye çalışıyor. Ancak ilginç bir çelişki var. Şirketleri en çok zorlayan gelişmelerin önemli bir bölümü aslında sürpriz olmuyor. Tam tersine, aylar hatta yıllar öncesinden görülebilen, raporlara giren, toplantılarda konuşulan ama harekete geçmek için sürekli ertelenen riskler oluyor.
Bugün birçok yönetici gelecekte ortaya çıkabilecek belirsizlikleri tartışmak için saatler harcıyor. Buna karşılık, kapıya çoktan dayanmış sorunlar çoğu zaman gündemin alt sıralarında kalıyor. Nitelikli çalışan bulamamak, yaşlanan iş gücü, dijital dönüşümün yavaş ilerlemesi, eskiyen teknoloji altyapıları, artan borç yükü ya da değişen tüketici alışkanlıkları… Bunların hiçbiri beklenmedik gelişmeler değil. Buna rağmen birçok şirket bu başlıklara ancak sorun büyüdüğünde müdahale ediyor.
Risk yönetiminin en büyük paradoksu da burada başlıyor. Bilinmeyeni tahmin etmeye çalışırken, herkesin gördüğü riskler gözden kaçabiliyor.
"Gri gergedan" körlüğü
Uzun yıllardır iş dünyasında en çok konuşulan kavramlardan biri, ekonomist ve düşünür Nassim Nicholas Taleb'in ortaya koyduğu "Siyah Kuğu" yaklaşımı oldu. Taleb, öngörülmesi neredeyse imkânsız, etkisi çok büyük olayların ekonomiyi ve şirketleri nasıl değiştirdiğini anlatıyordu. 2008 küresel finans krizi ya da COVID-19 pandemisi bu kavrama........
