AB’den “insan hakları” vurgusu!
Son birkaç gündür “kan kokulu topraklar”da yine her gün yüzlerce füze atılıyor, yine yüzlerce insan ölüyor. Dünya nefesini tutmuş bir şekilde olan biteni anlamaya çalışıyor. Dünyanın “süper güçleri” olduklarını iddia eden Rusya, Çin ve Avrupa Birliği bizim gibi şaşkın bir halde seyrediyor canlı yayınlarda insanların katledilişlerini…
Ortadoğu’daki gelişmeler üzerine Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin dışişleri bakanları, olağanüstü video konferansında bir araya geldi. Ortadoğu’daki AB vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için gerekli tüm adımların atıldığını açıklayan AB Bakanları ortak bildiri yayımladı.
Üç saat süren toplantının ardından AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın açıkladığı AB bildirisinde, “Ortadoğu’daki gelişmelerin daha geniş bir çatışma sarmalına dönüşmemesi gerektiği” vurgulanan açıklamada, özellikle küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda kesintinin ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceği belirtildi. AB, deniz yoluyla taşınan petrolün ana güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması çağrısında bulundu.
Ortak bildiride, “AB, İran halkıyla dayanışmasını yineler ve evrensel insan hakları ile temel özgürlüklerin tam anlamıyla güvence altına alındığı bir gelecek yönündeki meşru taleplerini güçlü biçimde destekler” ifadesine yer verildi.
AB’nin lokomotif ülkesi Almanya Başbakanı Friedrich Merz de, federal hükümetin, “molla rejiminin” sona erme ihtimalinin birçok İranlı’da yarattığı “rahatlama” duygusunu paylaştığını söyledi. Merz, ABD ve İsrail saldırılarının hukuki boyutunun tartışmalı olduğunu kabul etmekle birlikte, “küresel güvenliği tehdit eden bir terör rejimi karşısında müttefiklere ders vermenin anlamlı olmadığını” savundu.
Hürmüz Boğazı mı? İnsan hakları mı?
AB’nin ortak basın bildirisinde dile getirilen “AB, İran halkıyla dayanışmasını yineler ve evrensel insan hakları ile temel özgürlüklerin tam anlamıyla güvence altına alındığı bir gelecek yönündeki meşru taleplerini güçlü biçimde destekler” ifadeleri gerçekten “insan hakları vurgusu mu?” yoksa bu köşede 18 Haziran 2025 tarihinde yayımlanan “Hürmüz Boğazı korkusu” başlıklı yazımda dikkat çektiğim aşağıdaki noktalardan mı kaynaklanıyor bilemedim!
Yaklaşık 9 ay önce kaleme aldığım yazımda şu noktalara dikkat çekmiştim: “Petrol güzergâhı üzerindeki dünyanın en kritik geçişi olarak nitelendirilen 33 km’lik “Hürmüz Boğazı’nın kapatılma olasılığı bile AB’yi endişelendirdi. Dünya petrolünün yaklaşık üçte biri ve doğal gazın önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor olması en büyük korku. AB’nin Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden aldığı petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) yaklaşık beşte biri yani yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) “dünyanın en kritik petrol geçiş noktası” olarak tanımladığı Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol fiyatları doğrudan yükselmesi özellikle Orta Doğu yakıtına bağımlı olan AB ülkelerinde enerji sıkıntısına yol açacak. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte petrolde varil fiyatının 100 doların üzerine çıkmasına kesin gözüyle bakıyor.”
Dertleri “göç”ü önlemek
Ortadoğu’da 12 ülkeye sıçrayan savaşın 3. gününde AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Başkan von der Leyen, “Bölgede yaşanan istikrarsızlık hem AB hem de Turkiye’yi derinden etkilemektedir; bu nedenle yakın eşgüdüm büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’nin arabuluculuk yapma ve sorunun barışçıl yollarla çözümüne katkı sunma yönündeki hazırlığını memnuniyetle karşılıyorum. Diplomasinin, ilerlemek için tek uygulanabilir yol olduğu konusunda mutabıkız. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu krizin göç üzerindeki muhtemel etkilerine yönelik hazırlık çalışmalarını da takdirle karşıliyorum. Suriye konusunda halihazırda yakın iş birliği içerisindeyiz. Bölgesel ve küresel istikrar risk altındadır; bunun bilincindeyiz” dedi, görüşme sonrası yaptığı yazılı açıklamada.
AB’nin tutumunu anlamaya çalışırken, nedense “mahalle yanarken saçını taramak” deyimi takıldı aklıma…
