menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AB’den “insan hakları” vurgusu!

13 0
04.03.2026

Son birkaç gündür “kan kokulu toprak­lar”da yine her gün yüzlerce füze atılı­yor, yine yüzlerce insan ölüyor. Dünya nefe­sini tutmuş bir şekilde olan biteni anlamaya çalışıyor. Dünyanın “süper güçleri” oldukla­rını iddia eden Rusya, Çin ve Avrupa Birliği bizim gibi şaşkın bir halde seyrediyor canlı yayınlarda insanların katledilişlerini…

Ortadoğu’daki gelişmeler üzerine Avru­pa Birliği (AB) ülkelerinin dışişleri bakanla­rı, olağanüstü video konferansında bir araya geldi. Ortadoğu’daki AB vatandaşlarının gü­venliğini sağlamak için gerekli tüm adımla­rın atıldığını açıklayan AB Bakanları ortak bildiri yayımladı.

Üç saat süren toplantının ardından AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın açıkladığı AB bildirisinde, “Orta­doğu’daki gelişmelerin daha geniş bir çatış­ma sarmalına dönüşmemesi gerektiği” vur­gulanan açıklamada, özellikle küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hür­müz Boğazı’nda kesintinin ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceği belirtildi. AB, deniz yoluyla taşınan petrolün ana güzergâhların­dan biri olan Hürmüz Boğazı’nın açık tutul­ması çağrısında bulundu.

Ortak bildiride, “AB, İran halkıyla dayanış­masını yineler ve evrensel insan hakları ile temel özgürlüklerin tam anlamıyla güvence altına alındığı bir gelecek yönündeki meşru taleplerini güçlü biçimde destekler” ifadesi­ne yer verildi.

AB’nin lokomotif ülkesi Almanya Başba­kanı Friedrich Merz de, federal hükümetin, “molla rejiminin” sona erme ihtimalinin bir­çok İranlı’da yarattığı “rahatlama” duygusu­nu paylaştığını söyledi. Merz, ABD ve İsrail saldırılarının hukuki boyutunun tartışma­lı olduğunu kabul etmekle birlikte, “küresel güvenliği tehdit eden bir terör rejimi karşı­sında müttefiklere ders vermenin anlamlı olmadığını” savundu.

Hürmüz Boğazı mı? İnsan hakları mı?

AB’nin ortak basın bildirisinde dile geti­rilen “AB, İran halkıyla dayanışmasını yine­ler ve evrensel insan hakları ile temel özgür­lüklerin tam anlamıyla güvence altına alın­dığı bir gelecek yönündeki meşru taleplerini güçlü biçimde destekler” ifadeleri gerçekten “insan hakları vurgusu mu?” yoksa bu köşe­de 18 Haziran 2025 tarihinde yayımlanan “Hürmüz Boğazı korkusu” başlıklı yazımda dikkat çektiğim aşağıdaki noktalardan mı kaynaklanıyor bilemedim!

Yaklaşık 9 ay önce kaleme aldığım yazım­da şu noktalara dikkat çekmiştim: “Petrol güzergâhı üzerindeki dünyanın en kritik ge­çişi olarak nitelendirilen 33 km’lik “Hürmüz Boğazı’nın kapatılma olasılığı bile AB’yi en­dişelendirdi. Dünya petrolünün yaklaşık üçte biri ve doğal gazın önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor olması en büyük kor­ku. AB’nin Suudi Arabistan, Katar ve Birle­şik Arap Emirlikleri’nden aldığı petrol ve sı­vılaştırılmış doğalgazın (LNG) yaklaşık beş­te biri yani yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) “dünyanın en kritik petrol geçiş noktası” ola­rak tanımladığı Hürmüz Boğazı’nın kapan­ması petrol fiyatları doğrudan yükselme­si özellikle Orta Doğu yakıtına bağımlı olan AB ülkelerinde enerji sıkıntısına yol açacak. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıy­la birlikte petrolde varil fiyatının 100 doların üzerine çıkmasına kesin gözüyle bakıyor.”

Dertleri “göç”ü önlemek

Ortadoğu’da 12 ülkeye sıçrayan savaşın 3. gününde AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Cumhurbaşkanı Recep Tay­yip Erdoğan ile telefon görüşmesi gerçekleş­tirdi. Başkan von der Leyen, “Bölgede yaşa­nan istikrarsızlık hem AB hem de Turkiye’yi derinden etkilemektedir; bu nedenle yakın eşgüdüm büyük önem taşımaktadır.

Türki­ye’nin arabuluculuk yapma ve sorunun ba­rışçıl yollarla çözümüne katkı sunma yönün­deki hazırlığını memnuniyetle karşılıyorum. Diplomasinin, ilerlemek için tek uygulana­bilir yol olduğu konusunda mutabıkız. Ayrı­ca Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu krizin göç üzerindeki muhtemel etkilerine yönelik ha­zırlık çalışmalarını da takdirle karşıliyorum. Suriye konusunda halihazırda yakın iş birli­ği içerisindeyiz. Bölgesel ve küresel istikrar risk altındadır; bunun bilincindeyiz” dedi, görüşme sonrası yaptığı yazılı açıklamada.

AB’nin tutumunu anlamaya çalışırken, nedense “mahalle yanarken saçını tara­mak” deyimi takıldı aklıma…


© Dünya