Tamam mı, devam mı?
İran savaşı sürecinde yaşanan maliyet şoklarının ilk etkilerine karşı atılan adımlar, bu şokların etkisini yumuşatmada etkili oldu. Zaten kriz dönemlerini yönetme konusunda oldukça başarılıyız. Kriz yönetiminin ötesinde, TCMB’nin genişlemeci olarak algılanmama konusunda ekstra hassasiyet gösterdiğini de ayrıca gözlemliyorum. Pek gündeme gelmese de, TCMB’nin tahvil alımlarına önceden duyurduğu üst sınıra ulaştıktan sonra ara vermesi bu açıdan olumlu oldu.
TCMB tahvil alım sınırına ulaştıktan sonra durdu
TCMB’nin para politikasının operasyonel çerçevesini anlattığı 2026 yılı Para Politikası Raporu’nda, bu yıl menkul kıymet portföyü nominal olarak 450 milyar TL seviyesinde belirlenmişti. TCMB ilave alım seçeneğinin bulunduğunu belirtmesine rağmen, bu seviyeye ulaştıktan sonra tahvil alımlarına ara vermiş görünüyor. TCMB Ocak ayında tahvil alım ihalelerine yeniden başlamış ve yılın ilk ayında 33.9 milyar TL’lik alım gerçekleştirmişti. Şubat ayındaki nominal alım tutarı 40 milyar TL olmakla birlikte, aynı ay içinde 34.1 milyar TL’lik itfa gerçekleştiği için net alım 5.9 milyar TL ile sınırlı kalmıştı.
Mart ayında ise İran savaşının başlamasıyla tahvil piyasasında belirgin bir satış dalgası oluştu. Bu doğrultuda, tahvil piyasasının sağlıklı işleyişini desteklemek amacıyla TCMB tahvil alımlarını belirgin şekilde hızlandırdı. Mart ayında yapılan 133.8 milyar TL’lik nominal tahvil alımı, tarihindeki en yüksek aylık alım tutarına karşılık geldi.
Hatırlanacağı üzere, geçen yılın mart-nisan aylarında tahvil faizlerindeki yükseliş sonrasında bu tahvilleri yüzde 10 oranında tutma zorunluluğu bulunan para piyasası fonlarından çıkışlar tetiklenmiş, çıkan fonların bir kısmı dövize yönelerek döviz piyasası üzerindeki baskıyı artırmıştı. Bu çerçevede TCMB, geçen yılın Nisan ayında 123.7 milyar TL’lik tahvil alımı........
