ÖYLESİNE
Hayatın hızı içinde bazen durup nefes aldığımızda, zihnimizde yankılanan o meşhur kelime belirir: “Öylesine.” Genelde ciddiye alınmayan, geçiştirilen, derinliği yokmuş gibi davranılan bu kelime, aslında yaşamın en yalın ve en gerçek öğretilerini içinde barındırır.
Çoğu zaman hayatı devasa planlar, büyük idealler ve sarsılmaz hedefler bütünü sanırız. Oysa yıllar geçtikçe anlarız ki hayatın bize fısıldadığı en büyük gerçek, en kıymetli anların o “öylesine” dediğimiz boşluklarda saklı olduğudur. Bir dostla öylesine içilen kahvenin tadı, hiçbir resmi davette bulunmaz. Planlanmamış, bir amaca hizmet etmeyen, sadece “orada olduğun” o anlar, ruhun gerçek gıdasıdır.
Modern dünya bize her şeyin bir neden-sonuç ilişkisine dayanması gerektiğini öğretir. Bir adım atıyorsak bir yere varmalı, bir kitap okuyorsak mutlaka bir şey öğrenmeliyiz. Oysa hayat bazen sadece var olmayı öğretir. Hiçbir yere varmak zorunda olmadığımız, sadece yolda olduğumuz o “öylesine” zamanlar, kendimizle en saf hâlimizle karşılaştığımız anlardır.
Belki de en büyük yanılgımız, kesinlik........
