Ne durumdayız?
Doğrusunu söylemek gerekirse, hiç de iyi durumda değiliz. Hatta, ‘’İyi’’ olmak ne kelime, basbayağı kötü durumdayız.
Malum, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs toplumları olarak son bir hafta içinde biri Kıbrıs-Girne açıklarında diğeri Türkiye-Silivri açıklarında olmak üzere can kaybıyla sonuçlanan iki deniz kazasıyla sarsıldık. Kazalarla ilgili araştırmaar her iki olayda da gemi personellerinin ve siyasî-idarî makamların ehliyetsizlik, ihmal veya sorumsuzluklarının bu faciaların meydana gelmesinde asıl etkenler olduğunu gösteriyor. Nitekim KKTC’de hükümet koalisyonunun bozulmasıyla sonuçlanacak şekilde Ulaştırma Bakanı (ve bazı bürokratlar) görevden alınmış bulunuyor.
Türkiye söz konusu olduğunda, MHP destekli AKP iktidarında tren ‘’kazaları’’ ve sık sık vuku bulan iş ‘’kazaları’’ neredeyse vakayı adiye halini almış bulunuyor. Hatırlanacağı gibi, 2004 Temmuz’unda Pamukova’da hızlı trenin raydan çıkması sonucunda meydana gelen kazada 41 kişi ölmüş, 80 kişi yaralanmıştı. Ayrıca, 2018 Aralık’ında da Ankara-Marşandiz istasyonunda hızlı trenin klavuz lokomotifle çarpışması sonucunda 9 kişi ölmüş, 100’den fazla kişi yaralanmıştı. Bu ve benzeri ‘’kazalar’’ AKP yönetiminin bürokratik-teknokratik kadrolarının ehliyet ve liyakatleri konusunda epey bir zamandır yaygın kuşkular uyandırmış durumdadır.
Öte yandan Türkiye yine bu iktidar döneminde iş kazaları ve maden facialarındaki kötü siciliyle de öne çıkan bir ülkedir. Benzer birçok örnek yanında, 2014’teki 301 kişinin hayatını kaybettiği Soma ve 2022’deki 42 işçinin ölümüyle sonuçlanan Bartın-Amasra........
