Kılavuzunuz devletin bekası ve hikmeti olmasın!
Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’le birlikte İran’a karşı başlattığı savaş, haklı tepkiler yanında, kimi kafa karşıklıklarına da yol açtı. En şaşırtıcı olan da, milliyetçilerle İslamcıların bu meselede aşağı yukarı aynı tepkiyi verdiğini görmek.
İslamcıların İran’a yönelik bu saldırı karşısında hiddetlenmeleri beni şaşırtmadı.Ama ilk anda akla gelebileceği gibi, bu aşırı tepkinin nedeni elbette saldırının ‘’uluslararası hukuk’’a aykırı olması değil. Çünkü İran’a yönelik saldırının meşruluğu konusunda hiç bir kuşku olmasaydı bile onlar ‘’Hamaney’in ölümcül mirası’’na rağmen bu ülkenin tiranik yönetici sınıfına bu ideolojik dayanışmayı yine göstereceklerdi. Öyle olmasaydı, en az Hamaney denen zalimin öldürülmesinden duydukları öfke kadar, bu zorbanın yüzbinlerce mağdurunun sevinç gösterilerinden de bir anlam çıkarır ve öfkelerini biraz olsun kontrol etmeye çalışırlardı!
Malum,Hamaney’in öldürülmesi üzerine ‘’İran şehirlerinde ve diaspora toplulukları arasında kendiliğinden kutlamalar başladı. Bu, Hamaney rejimi altında onlarca yıl biriken öfkenin dışavurumuydu. Özellikle ocak ayında ülke genelinde patlak veren protestolara yönelik sert müdahalede, hükümet güçlerinin on binlerce göstericiyi öldürdüğü ya da gözaltına aldığı bildirilmişti.’’ (Pegah Banihashemi, ‘’Ayetullah Hamaney’in Ölümcül Mirası’’, Karar, 3 Mart)
Ayetullahın öldüğü haberi üzerine Tahran’da evlerin pencerelerinden sarkan ve teraslarda toplanan insanlar sevinç ve heyecanla bağrışıyor, sokaklarda dans ediyorlardı. Los Angeles, Londra ve Toronto’da İran diyasporası mensupları sevinç gösterileri yapıyordu. Temsilciler Meclisi’nin İran kökenli Demokrat üyesi Yasemin Ensari (Arizona) toplanmış olan kalabalığa şöyle sesleniyordu: ‘’Hamaney kötülüğün vücut bulmuş örneğidir, hiç kimsenin onun yasını tutmaması gerekir.’’
İranlılar........
