Bacasız sanayi tıkandı! yüksek sezonda boş sahiller ve göz göre göre kaçan turist...
Bu hafta siyaset kulislerinde herkes CHP’deki bölünme ve kurultay tartışmalarına kilitlenmiş durumda. Gündemin bu denli sıcak olduğu bir dönemde, siyasetin bu başlığının tüm dikkatleri üzerine çekeceği şüphesizdi. Ancak ben bugün, gündemin gürültüsüne teslim olmayıp ülke ekonomisinin ana damarlarından biri olan, yıllardır "bacasız sanayi" diye övdüğümüz ama bir türlü hak ettiği seviyeye ulaştıramadığımız turizmi masaya yatırmak istedim.
Yaz sezonunun tam ortasındayız. Temmuz ayını uğurlayıp ağustosa adım attığımız şu günler turizm sektörü için yüksek sezonun en heyecanlı, en yoğun geçmesi gereken zirve noktasıdır. Fakat ne yazık ki sahada karşılaştığımız tablo hiç de iç açıcı değil. Son zamanlarda gezip gördüğüm, gözlemlediğim turizm merkezlerinde otellerin hala anlamlı doluluk oranlarına yaklaşamadığına üzülerek şahit oluyorum.
Sahiller, bu mevsimde görmeye alışık olduğumuz o canlılıktan uzak, neredeyse boş denecek durumda. Sadece resmi tatil günlerinde veya kısa hafta sonu aralıklarında geçici bir hareketlilik yaşanıyor ancak bu kısa süre biter bitmez tesisler ve sokaklar anında yine normalin altındaki o sessizliğe bürünüyor.
Peki, nasıl oldu da bu noktaya geldik?
Öncelikle eğri oturup doğru konuşalım. Hizmet kalitesinde gözle görülür, vahim bir düşüş var. Müşteri memnuniyeti günden güne eriyor. Oysa turizm sektörünün en etkili, en ucuz ve en kalıcı reklamı, tesisinizden mutlu ayrılan bir misafirin çevresine yaptığı içten tavsiyelerdir. Ne yazık ki bugün birçok işletme bu altın kuralı tamamen hiçe sayarak kendi ayağına sıkıyor ve bir yanlışlar zincirini ısrarla sürdürmeye devam ediyor. Kaliteli hizmet sunmak, misafiri el üstünde tutmak ve ona kendini özel........
