menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mardin Günlerinin iki Lezzet Yıldızı

7 0
23.01.2026

Ocak ayının serin rüzgarları İstanbul’un kadim semalarında dolaşırken, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi bu kez kapılarını Mezopotamya’nın binlerce yıllık hikmetini taşıyan kadim bir şehre açtı. 15-18 Ocak 2026 tarihlerinde düzenlenen Mardin tanıtım günleri, taşın ve güneşin kentini tüm renkleri, kokuları ve o meşhur misafirperverliğiyle Marmara’nın kıyısına taşıdı.

Bu etkinlik, bir yöresel ürün pazarından ziyade dillerin ve dinlerin kardeşçe yankılandığı o dar sokakların ruhunu İstanbul’un kalbine üfleyen bir kültür köprüsü oldu. İşte bu görkemli buluşmanın kalbinde, geleneği geleceğe taşıyan iki büyük miras öne çıktı. Bir yanda yarım asırlık fırın ateşiyle “geleneksel çörek" diyerek yola çıkan Paşavat Yöresel, diğer yanda ise 1989’dan beri bir esnaf vefasıyla Mezopotamya’nın bereketini dünyaya duyuran Yaşarbey Kuruyemiş.

Paşavat Yöresel

“Bir babanın emaneti, bir şehrin çöreği”

Mardin’de yarım asır önce başlayan Paşavat ailesinin, ticari hırstan çok geleneğe sadakati merkeze alan bir lezzet yolculuğu bu. Geleneksel çöreklerin koruyucusu olarak tanınan aile, sabırla ve manevi değerleri önceleyerek büyümüş; asırlık Mardin çöreklerini bugün hem yerelde hem de Türkiye genelinde erişilebilir kılıyor.

Yarım asırlık bir sabır

Pek çok başarı hikâyesine tanıklık ediyorum ama çok azı, kökenine bu denli sadık kalabiliyor. Paşavat ailesinin yarım asırlık bu lezzet yolculuğu, Mezopotamya’nın çok katmanlı ruhundan beslenen bir vefa ve sabır hikâyesi. Babadan devralınan bir emanet, Serdar Paşavat’ın rehberliğinde manevi bir değere dönüşüyor. “Yavaş ama sağlam” ilerlemeyi ilke edinen bu anlayış, dört kardeşin ortak emeğiyle Mardin’den İstanbul’a uzanan, güven ve sadakatle örülmüş kalıcı bir başarı köprüsü haline geliyor.

Mezopotamya’nın bereketli topraklarında bir aile mirası

Mardin sokaklarında zaman, bazen bir taşın soğukluğunda donar, bazen de fırından yeni çıkmış bir çöreğin buğusunda yeniden şekillenir. Bu kadim şehirde her kapı bir hikâyeye, her koku bir hafızaya açılır. İşte o kapılardan birinde, tam elli yıl önce bir baba ocağında başlayan, bugün ise sınırları aşarak bir ülkenin sofralarına konuk olan bir emanetin hikâyesi gizli.

Fırından yükselen o koku

Paşavat Yöresel’in tezgahına yaklaştığınızda, aslında bir şehrin tarihini koklarsınız. Onlar için sıradan bir "fırıncı" tanımı bile yetersiz kalır; onlar geleneksel çöreğin yaşayan hafızası. Hamuruna asırların bilgeliği, hoşgörüsü........

© Diriliş Postası