Ölümün aynasında hayata bakmak
İnsanoğlu, üzerine bir gün toprağın örtüleceğini bile bile dünyaya öyle bir sarılır ki, sanki burası ebedi bir konaktır.
Oysa ölüm, hayatın bir karşıtı değil; aksine onun en sadık yoldaşıdır.
Onu hatırından çıkaran, hayatı da unutmuş demektir.
Servet, makam, şöhret; hepsi bir gün omuzlarımızdan düşecek olan ödünç elbiselerdir.
Mezar taşının sükûtunda ne unvan kalır, ne hesap, ne de biriktirilen mülk.
Para; bir evi alır da bir yuvayı kuramaz, bir yatağı alır da bir uykuyu satın alamaz, bir doktoru bulur da ecele hükmedemez.
Sağlık, kaybedilmeden kıymeti bilinmeyen bir emanettir.
Zaman ise altınla, gümüşle değil; ancak iyi yaşanmış bir an ile geri kazanılır.
Modern çağ, insana saadeti tüketim raflarında aratıyor; eşya çoğaldıkça ruh........
