menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İkinci kuruluş ve tamamlanan mefkûre

12 0
27.07.2026

​Türk siyasi hayatında son çeyrek asra damgasını vuran bu büyük dönüşümü doğru okumak, yüzeysel muhalefet ya da sığ taraftarlık kalıplarının ötesine geçmeyi gerektirir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, sadece bir iktidar değişimi veya rutin bir yönetim dönemi değildir; Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihsel yürüyüşünde köklü bir merhale, adeta bir "yeniden kuruluş" sürecidir. ​Bu çerçeveden bakıldığında, Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ikinci kurucusu olarak tanımlanması tarihsel bir hakkın teslimidir. ​Mustafa Kemal Atatürk, bir asır önce çöken bir imparatorluğun enkazı üzerinde devleti kurmuş, bağımsızlığın ve milli egemenliğin temelini atmıştır. Ancak bir devleti kurmak kadar, onun ufkunu tamamlamak, vaatlerini gerçek kılmak da hayati bir sorumluluktur. Birinci kurucu; tam bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir Türkiye vadetmişti. Ne var ki, Atatürk’ten sonra gelen vesayet odakları ve dar kalıplı siyaset........

© Diriliş Postası