AYNADAKİ ÇATLAK: SİYASETİN MANTIK TUTULMASI VE ÇİFTE STANDART
Siyaset, doğası gereği bir iddialar ve savunmalar arenasıdır. Ancak son dönemde Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibi ekseninde şekillenen siyasi hat, meseleyi basit bir savunma refleksinin ötesine taşıyarak ahlak, mantık, psikoloji ve felsefe normlarını adeta ters yüz eden bir paradigmaya dönüştürdü. Karşımızda, yapısal krizleri ve iddiaları rasyonalize etmekle kalmayıp, bunları kendi lehine birer mağduriyet ve "üstünlük" vesilesi kılan felsefi bir kırılma var. Gündemi meşgul eden tablonun satır başlarına bakıldığında, iddiaların ağırlığı ve çeşitliliği dikkat çekici boyutlardadır: Belediyeler ve yerel yönetimler üzerinden yükselen rüşvet ve irtikap iddiaları, Kamu kaynaklarının kullanımı ve organizasyonlara dair dolandırıcılık ve ihaleye fesat karıştırma iddiaları, Parti içi güç savaşlarının gölgesinde zikredilen delege satın alma ve siyasi mühendislik iddiaları, Teşkilat koridorlarında yankılanan, kurumsal ahlakı derinden yaralayan taciz ve tecavüz iddiaları, Ve tüm bunlara paralel olarak, kurumsal hukukun işleyişine, yargının verdiği her karara karşı geliştirilen topyekûn bir direnç ve ret cephesi. Normal şartlar altında, bu denli yoğun ve yapısal iddialarla karşı karşıya kalan bir siyasi odağın en azından özeleştirel bir mesafe koyması, kurumsal bir arınma sürecini........
