menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DİJİTAL ŞEYTANIN MÜRİTLERİ KATİLLERİ “AZİZ” YAPAN İNCEL ZEHİRİ TÜRKİYE’YE SIÇRADI

48 0
17.04.2026

WHATSAPP’TAN KATLİAMA UZANAN HAT ELLIOT RODGER’IN MANİFESTOSU GENÇ ZİHİNLERİ KUŞATIYOR

Dünyanın bir ucunda yazılmış bir nefret manifestosunun, yıllar sonra Anadolu’nun bir şehrinde bir çocuğun zihnine sızması… İşte meselenin tam kalbi burada atıyor. Bu artık münferit bir “suç” değil; bu, dijital çağın sınır tanımayan karanlık ideolojilerinin sahaya inmesidir.

2014 yılında Elliot Rodger, Kaliforniya’da altı kişiyi öldürdüğünde sadece bir katliam yapmadı. Aynı zamanda kendisini bir “hikâyeye” dönüştürdü. Geride bıraktığı manifesto, sıradan bir suçlu metni değil; sistematik bir nefret öğretisiydi. Kadınlara, topluma, “reddedilmişlik” duygusuna karşı zehirli bir ideoloji… Ve daha da tehlikelisi, bu metin öldüğü gün toprağa gömülmedi. Dijital dünyada çoğaldı, yayıldı, kutsandı.

Bugün “incel” diye bir kavram var. Açılımı “involuntary celibate” yani “istemeden yalnız kalan erkekler.” İlk bakışta bir sosyal durum gibi görünür. Ama mesele orada kalmıyor. Bu yapı, zamanla kendisini bir mağduriyet hareketinden çıkarıp bir nefret ideolojisine dönüştürdü. Kadınları düşmanlaştıran, toplumu suçlayan, şiddeti meşrulaştıran bir zihniyet üretmeye başladı. Ve bu zihniyetin en karanlık köşelerinde, Elliot Rodger gibi katiller “aziz” ilan edildi.

Dikkat edin, burada çok kritik bir kırılma var: Bir insanın işlediği cinayet, başka insanların gözünde bir “statü aracı” haline getiriliyor.

İncel forumlarında Rodger bir canavar olarak anlatılmıyor. Aksine, “anlaşılmamış bir figür”, “intikamını almış biri” olarak pazarlanıyor. Bu, klasik suç psikolojisinin ötesinde bir durum. Bu, organize bir dijital radikalleşme süreci.

Ve şimdi Türkiye’ye bakalım.

Kahramanmaraş’ta bir çocuğun WhatsApp profilinde bu ismin yer alması tesadüf değil. Bu, bir sinyal. Bu, o çocuğun zihninin çoktan başka bir dünyaya bağlandığını gösteren bir işaret. Çünkü bu tür semboller rastgele seçilmez. Bu, bir aidiyet beyanıdır.

Şunu açık konuşmak gerekiyor: Biz bu meseleyi hâlâ “bireysel sorunlar”, “psikolojik sıkıntılar” gibi dar kalıplarla açıklamaya çalışırsak, asıl tehdidi ıskalarız.

Ortada küresel bir dijital zehir var. Telegram kanalları, Reddit başlıkları, kapalı forumlar… Hepsi aynı dili konuşuyor: “Toplum seni reddediyorsa, sistemi yok et.”

Bu, klasik terör örgütlerinden daha sinsi bir yapı. Çünkü burada bir lider yok, bir merkez yok. Ama buna rağmen güçlü bir ideolojik akış var. Ve bu akış, özellikle kimlik arayışındaki gençleri hedef alıyor.

Tarih bize şunu defalarca gösterdi: Radikal ideolojiler önce marjinal görünür, sonra normalleşir, en sonunda da eyleme dönüşür. 20. yüzyılın başındaki anarşist suikast dalgalarından, 90’ların terör örgütlerine kadar bu süreç hep aynı işledi. Bugün ise bu süreç fiziksel değil, dijital zeminde ilerliyor.

Ve en tehlikelisi şu: Bu yeni nesil radikalleşmede fail yalnızdır ama fikir kolektiftir.

Yani o çocuğun elindeki silah belki tek kişiye ait… Ama tetiği çektiren fikir, binlerce kilometre ötede yazılmış bir manifestodan besleniyor.

Artık meseleyi doğru isimlendirmek zorundayız. Bu sadece bir “okul saldırısı” değil. Bu, ithal edilmiş bir nefret........

© Diriliş Postası