menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP DE YEMİN ETSİN!

19 0
16.02.2026

2007 yılında parlamenter sistemle yönetilen ülkemizde Cumhurbaşkanlığı seçimi, yasama merkezli; yargı, ordu ve toplum destekli bir siyasi krize sebebiyet vermiş; 367 Krizi olarak adlandırılan bu süreç, başkanlık sistemine geçişin önemli gerekçelerinden biri olmuştur. Bu süreçte CHP’nin takındığı tavır, demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. CHP, TBMM’de cumhurbaşkanının seçimine engel olmuş, siyasi kaygıyla ileri sürülen toplantı yeter sayısının peşinden gitmiş, seçimleri AYM’ye taşımış, kitleleri meydana, orduyu muhtıraya teşvik etmiştir. Sine-i millete dönülerek aşılan kriz sonrası, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören anayasa değişikliğine de karşı çıkmıştır. Özetle CHP, cumhurbaşkanının Meclis tarafından da halk tarafından da seçilmesine razı olmamıştır.

Yazıma böyle bir girizgâh yapmamın nedeni şu: Bu parti için tek meşru şey; kendi zihin dünyasından, parti kadrosundan, ideolojik tedrisatından çıkan söylem ve eylemlerdir. Ne demişti Kemalist ideolojinin ete kemiğe bürünmüş hâli Türkan Saylan: “Bu memlekette bizim istemediğimiz hiçbir şey olmaz. Menderes yaptı da ne oldu?” Farklılığa saygı duymayan, başkasına yaşam hakkı tanımayan bu nobran anlayış yine ve yeniden sahnede.

Mustafa Çiftçi ve Akın Gürlek’in bakan olarak atanmasının ardından koparılan “yemin krizi” fırtınası, aslında teknik bir tartışmadan çok siyasi bir güç gösterisi. Mesele ne bir cümlelik yemin metni ne de Meclis kürsüsünün itibarı. Mesele, Türkiye’de yürütme yetkisinin kim tarafından nasıl kullanıldığı.

2017 referandumuyla Türkiye, parlamenter sistemi geride bıraktı. Yeni düzende yürütme yetkisi doğrudan Cumhurbaşkanı’nda. Recep Tayyip Erdoğan’ın bakan atama yetkisi, anayasal düzenlemeyle tartışmaya kapalı.

Peki o zaman kriz nerede? Kriz, hukuki değil;........

© Diriliş Postası