menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KAFAMDAKİ BOMBAYLA İKİ YIL MI YAŞADIM?

44 0
18.08.2026

Biliyorum, yazılarıma biraz ara verdim.

Elde olmayan sebepler ve konu hayat meselesi olunca, kim olursanız olun insan ister istemez büyük bir sarsılma yaşıyor.

Geçirdiğim rahatsızlığı az çok biliyorsunuz. Bu nedenle bugün sizlere biraz kendimden, yaşadıklarımdan ve şu anda hayatımın en zor kararlarından birinin eşiğinde nasıl bir ruh hâlinde olduğumdan bahsetmek istiyorum.

Ama yaşadıklarımı anlatmaya başlamadan önce, hayatımın en zor günlerinde bir an olsun yanımdan ayrılmayan iki insana teşekkür etmek istiyorum.

Kıymetli eşim Burcu Özbilge ve canım oğlum Yahya Özbilge…

Sizler sadece yanımda olmadınız. Bana güç verdiniz, umut verdiniz, hayata tutunmamı sağladınız.

Gazetemiz Diriliş Postası'nın tüm yazarlarına, Genel Yayın Yönetmenimiz Ersoy Dede'ye, beni ve eşimi her dakika arayan, doktor araştırmamızda yanımızda olan kıymetli kardeşlerim Mehtap Yılmaz'a ve Çetin Ağaşe'ye de gönülden teşekkür ediyorum.

Sosyal medyadan bana ulaşan, arayan, soran, mesaj atan, dualarını gönderen; ünlü, ünsüz demeden beni bir dakika yalnız bırakmayan herkese de minnettarım.

Çünkü insanın böyle zamanlarda anladığı en büyük gerçeklerden biri şu:

İnsan, zor gününde yanında kimin olduğunu çok daha iyi anlıyor.

İNSANIN KENDİSİNİ YAZMASI ÇOK ZOR

Yazılarımda her zaman başkasını eleştirmek, takdir etmek, övmek ya da bir başkasının hikâyesini anlatmak kolay.

Ama insanın kendisini yazması kadar zor bir şey yokmuş.

Bir gün kendimi yazacağımı hiç düşünmemiştim.

Bugün ise kendi hayatımı, kendi korkularımı, kendi ailemi ve önümde duran o büyük kararı sizlerle paylaşmak zorundayım.

Her şey 2023 yılının Aralık ayında başladı.

Evde baygınlık geçirdim.

O anlarda ilk müdahaleyi eşim Burcu yaptı.

Büyük bir soğukkanlılıkla, kilitlenen dişlerimin arasından dilimi çıkararak yeniden oksijen almamı sağladı.

Belki de bugün bu satırları yazabiliyor olmamın en büyük sebeplerinden biri, o gün eşimin gösterdiği o büyük soğukkanlılıktı ve en kısa sürede hastaneye gmtürmesi.

Sonrasında hastanede büyük bir savaş başladı.

Yapılan tetkiklerde beynimin sağ tarafında iki anevrizma olduğu tespit edildi ve birtanesinde kanamış.

Bunlardan biri şah damarının üzerinde, diğeri ise beynin iç kısmında, oldukça zor bir bölgede bulunuyordu.

Uzun bir hastane süreci başladı.

O günlerde ne yaşandığını bugün bana anlatılanlardan biliyorum.

Çünkü kendimde değildim.

Doktorlar, iki anevrizmanın da çok zor yerde olduğunu ve yapılacak ameliyatın ciddi risk taşıdığını eşime ve oğluma anlattılar.

Hatta ameliyat sırasında yaşama ihtimalimin çok düşük olduğu, yaklaşık yüzde 1 seviyesinde bir risk fakat oda yatağa bagımlı ve sadece nefes alacağım kendilerine söylendi.

Eşim ve oğlum bütün bu riskleri bilmelerine rağmen bir umut la ameliyat için onay verdiler.

Ve uzun bir yoğun bakım süreci başladı.

Taburcu oldum evine geldim günler sonra ve 6 gün ikinci beyin kanaması ile tekrar hastaneye gittim. Tekrar uzun bir süre yogun bakımda kaldım.

Şükürler olsun bugün konuşmamda, yürümemde veya herhangi bir organımda ciddi bir kayıp yok.

Allah'a binlerce kez şükür.

Ben de yaşadıklarımı geride bıraktığımı düşünerek hayatıma devam ettim.

HER ŞEY YOLUNDA GİDİYORDU…

Geçen yıllar içerisinde düzenli olarak takiplerim yapıldı.

Üç ayda bir ilaçlı BT........

© Diriliş Postası