menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP BELEDİYE KONSERLERİNİN PERDE ARKASI: HALKIN PARASI KİMİN CEBİNE GİDİYOR?

10 0
25.06.2026

Yıllardır belediyelerin düzenlediği konser organizasyonlarını yakından takip eden bir gazeteci olarak bu konuda birçok yazı kaleme aldım, TV programları yaptım. Son dönemde ortaya çıkan dosyalar ve soruşturmalar ise kamuoyunun uzun zamandır sorduğu soruları yeniden gündeme taşıdı.

Geçtiğimiz günlerde, İstanbul Büyükşehir CHP Belediyesi'ne yönelik soruşturma dosyasında adı geçen sanatçılarla ilgili gelişmeleri yazmıştım. Özellikle Kenan Doğulu hakkında gündeme gelen iddialar dikkat çekiciydi. Kenan Doğulu'nun CHP'li belediyelerden konserler karşılığında yüksek ücretler aldığını, bu gelirlerin bir kısmını İBB dosyasının firarileri olduğu öne sürülen Emrah Bağdatlı ve Erdal Bozkuş ile paylaştığını söylediği belirtilmişti. Burada altını çizmek gerekir ki söz konusu iddialar bana ait değildir. Dosyada yer aldığı belirtilen ve "Lilyum 03" kod adıyla ifade veren gizli tanığın beyanlarından söz edilmektedir.

Peki bu sistem nasıl çalışıyor?

Sistemin nasıl işlediği yönündeki iddialar yıllardır kulislerde konuşuluyor. Ben, bu sistemin belediye başkanları, başkan yardımcıları, ilgili belediye personelleri, organizatörler, menajerler, sanatçılar ve para trafiğinin dolaştığı şirketler arasında kurulan bir ağ üzerinden yürüdüğüne inanıyorum.

Belediyeler tarafından düzenlenen halk konserlerinde sanatçıların piyasa değerleri aşağı yukarı bellidir. Bunu bilmeyen yoktur. Menajerler ve organizasyon şirketleri sektörün içerisinde bu rakamları çok iyi bilir. Bir sanatçının normal şartlarda alacağı ücret belliyken, bunun iki, üç hatta bazı durumlarda on katı bedellerle faturalandırıldığı yönündeki iddialar kamuoyunun önüne geldiğinde doğal olarak şu soru soruluyor:

Aradaki fark nereye gidiyor?

İddialara göre bazı organizasyonlarda önce yüksek bedelli sözleşmeler hazırlanıyor. Bu farkın da menajer, organizatör ve sanatçı tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığı düşünülüyor. Yani herkesin olup bitenin farkında olduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Bu düzeneğin önceden buna göre hazırlandığına inanıyorum. Önce yüksek meblağlı faturalar kesiliyor. Kesilen bedeller sanatçı ücreti, teknik ekip, enstrümanlar, ulaşım ve konaklama gibi farklı kalemlere ayrılıyor. Oysa sektörün içinde olanlar bilir ki çoğu zaman sanatçı ve ekibi için tek bir fiyat verilir. Buradaki örnek yalnızca bir örnektir, gerisini siz düşünün.

Mansur Yavaş'ın açıklamalarında taşeron firmalardan da söz edildiğini görüyoruz. Ben de şu soruyu soruyorum: Menajerleri ve temsilcileri belli olan sanatçıların işleri neden taşeron........

© Diriliş Postası