menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güya doktora tezi

2 0
previous day

Ramazan Topraklı yazdı;

Bu makalenin konusu, Serhat Altınkaynak’a ait Selçuklu ve Beylikler Dönemi Göller Yöresi Tarihî Coğrafyası adlı doktora tezidir. Tez danışmanı Prof. Dr. İlhan Erdem, tez jürisi: Prof. Dr. Refik Turan, Prof. Dr. Hatice Oruç, Prof. Dr. Süleyman Özbek ve Prof. Dr. Cihat Aydoğmuşoğlu. Tez savunması 24.11.2022. Altınkaynak, yaklaşık 500 yıl önce Göller Yöresinde vukûbulan coğrafî değişimi ciddiye almamış; bu değişime bağlı yeni bir tarihî coğrafya yerine, o güne kadarki yanlış ezberleri tekrar etmiş ve yörenin tarihî coğrafyasına yeni hiçbir katkı sunamamıştır. Meselâ: Osman Turan’ın Selçuklular Zamanında Türkiye,1998 adlı eser s.743’de Menderes geçidi, Menderes havâlisi, Menderes nehri, Menderes havzası, Menderes vâdisi gibi 28 ayrı yerde zikrettiği Menderes’in hepsinin de, Eğirdir Gölü altında kaybolan bir ırmak olduğundan hiç bahsedilmemiştir. Isparta 1204’de fethedildiği hâlde; Denizli, Alaşehir, İzmir ve Efes’in 1097’de Türk hâkimiyetinde olmasının acayipliği ile Eğirdir ve Yalvaç gibi iki kadim şehrin, Selçuklu tarihinde hiç zikredilmeyişlerinin sebebi hikmeti düşünülmemiştir. Bunun gibi daha neler, neler…

Açar Kelimeler: Serhat Altınkaynak, Doktora Tezi, Göller Yöresi, Tarih, Tarihî Coğrafya, Eğirdir Gölü, Anadolu Eyâleti

Doktora çalışması “Selçuklu ve Beylikler Dönemi Göller Yöresi Tarihî Coğrafyası” ile ilgilidir. Kaynaklar vs. 65, Birinci Bölüm: şehirler, yerleşimler, göller ve nehirler 169, İkinci Bölüm: Türkiye Selçuklu devri göller yöresindeki güzergâhlar 134, Üçüncü Bölüm: Miryokefalon savaşının göller yöresi tarihî coğrafyasına etkileri 98 sayfa olmak üzere tez ceman 510 sayfadır. Makalede tez sahibi Altınkaynak için yazar denilecektir. Yazarın kaynaklar hakkında verdiği bilgiler dışında bölgeye verdiği ciddî bir katkı yoktur. Şehirler ve yerleşmeler başlığı altında Uluborlu, Eğirdir, Prostanna, Hierakoryphitis, Felekâbâd, Akroterion, Eğirdir, Eğirdir adı, Barla, Isparta, Burdur, Senirkent, Atabey, Gönen, Sütçüler, Ağlasun, Yalvaç, Akşehir, Kubadâbâd, Beyşehir, Ilgın ve Şarkîkaraağaç üzerinde durulmuştur. Ancak Hoca’nın altındaki eşeği saymadığı gibi, yazar, Uc’un merkezi konumundaki kendi memleketi Gelendost’u kayda değer bulmamıştır. Göller başlığı altında Eğirdir, Akşehir, Eber, Burdur, Çardak, Eldere [Çapalı] ve diğer göller üzerinde durulmuştur. Nehirler ise, Büyük Menderes [Maiandros] ile kolları: Marsyas [Kataraktes/ Suçıkan], Glaukos [Işıklı], Klydros [Kûfî], Sindros [Banaz] ve Lycus [Çürüksu] çayları bilgileri külliyen yanlıştır. Yazar yörede Akdeniz’e dökülen tek akarsu Kestros [Aksu] çayı der. Burdur Gölü’ne dökülen Lysis [Erençay/ Bozçay] çayı; Eğirdir Gölü’ne dökülen Hippophoras [Pupa/ Popa] ve Anthios [Yalvaç / Akçay] çayları; Eber Gölü’ne dökülen Kaystros [Akarçay] gibi akarsuları sayar. Yazarın acelesi olduğu için olacak, bazı ırmakları yanlış adlandırdığı gibi Beyşehir ve Eğirdir göllerine dökülen bazı nehirler ile Akdeniz’e dökülen Köprüçay ve Aksu’nun mühim bir kolu olan Isparta çaylarını da almamıştır. Çünkü yazarın acelesi ve varacağı menziller vardır. Yazarın YL Tezi de Göller Bölgesi’ndeki Türk iskânı ile ilgilidir. 61 yıllık müktesebat hariç, bizim 21 yılda bitiremediğimizi yazar, maşallah iki yılda bitirmiş; doktor unvanını almıştır. Göller Bölgesi ve Miryokefalon Savaşı Gezi Rehberi, Ankara-2021 adlı kitabı: “Türkiye’nin ve bilhassa Göller Bölgesi’nin ilk gerçek tarihî coğrafya çalışmasından, gelecekteki tarihî coğrafyacıya” ithaf etmiştim. Ama heyhat! Meğer ülkede doktora yapmak ne kadar da basit ve ehemmiyetsiz bir şeymiş.

Yazarın makalesini kendi gibi üç başlıkta değerlendireceğim, ama ben ilk önce bölgedeki yolları ele alacağım. Zira yol olmadan tarih olmaz; tarihî coğrafya ise hiç yapılamaz; yapılırsa da tezdeki gibi yanlış olur.

Göller Yöresindeki Yollar [bk. Har.1-10]

Anayol, Kral Yolu, Tarikü’l-Cadde: Selçuk [Efes], Salihli [Sardes], Alaşehir üzerinden gelen yol, Denizli, Dinar, Uluborlu, Kemer Boğazı, Kötürnek [Madenli], Manarga [Dedeçam], Şarkîkaraağaç [Akçakale], Fele pınarı, Eflâtun pınarı, Beyşehir, Akkise [Ak-kilise], Balıklağı köprüsü, Karaman, Gülek [Kilikia] Boğazı ve Tarsus üzeri şarka gider. Bizim dışımızda ne yazar, ne de başka birisi bu yolu araziye yerleştirmedi. Bu yol için Çapalı döşeme, Senirkent Uluyol, Muratbağı [Zengiler, Zengibar] kademe, Şarkîkaraağaç ise, Bağdat Yolu der.

Bu yol araziye yerleştirildiği zaman Uluborlu’nun Ammûriye, Cevizli-derenin Vadiü’l-Cevz, Kemer Boğazı’nın Medinetü’l-İndosyâne [Miryokefalon/ Meltinis kalesi], Ābrū Mesmâne [kutsal geçit], Kötürnek’in el-Alemeyn, Hısnu’l-Meclis, Manarga’nın Rabaz-ı Konya, Şarkîkaraağaç’ın Mercüş-Şahm [Akça-çayırı], Fele pınarının Nehrü’l-Ahsa, Eflâtun pınarının Ayn-ı Birgus [Pyrgos], Beyşehir’in Miskinin, Şemeşkî [Şeh Meşkî], Akkise’nin Medinetü’l-Leben [Akşehir] olduğu görülür. Yazar böyle bir şey yapmamış ve havanda su dövmüştür. Kötürnek’te bir yol İstanbul’a, bir yol da Gelendost, Efes [Apasa: Arzawa], Barla ile Gelendost, Honas ve Eğirdir’e ayrılır. İbn Hordazbih, Nasre’l-Akritî köyleri [Eğirler, Hüyüklü, Kurusarı, Eyüpler, Celeptaş], Basilyon Gölü başı [Aşağıkaşıkara, Hoyran Gölü başı], Yoğurtçubeli, el-Sind [Şuhut-Demirbel], Senade [Synnada, Şuhut-Mahmutköy], el-Maal [Çöl ovası, Nemrut öreni], Çapalı-Kocasancar ovası, Anayol ve Ammûriye ormanı yolunu verir. Ammûriye ve Bozdurmuşbeli, Şuhut, Afyon, Seyitgazi, Eskişehir, İnegöl, Halîc [İzmit körfezi]; bir yol da Şuhut-Arızlı, Belumin, Bolvadin, Bayat [Kastro], Bardakçı [Massisa], Seyitgazi ve Eskişehir üzeri İznik’e gider. el-İdrîsî’deki Buserende [Basileon] Gölü, Hoyran Gölü’dür.

Belumin’den [Polemon, Ades], Çay [Denus], Nakuliye çayırı [Akşehir-Yağısıyan: Gölçayır], Engili [Patrik köyü], Balkı [Gattasin], Yunuslar [el-Cevz], Bağırsakdere Boğazı, Hatunsaray ve Karaman’a bir yol var. Halife el-Mu’tasım Ammûriye’ye giderken Anayol’u, dönüşte Arızlı, Akşehir, Bağırsakdere Boğazı yolunu kullanmıştır. Bir Roma yolu Konya-Hüyük, Devrent-çam ve Konya; bir Roma yolu Beyşehir, İbradı, Seleukeia, Side [Antalya]; bir yol Seydişehir, Rezebeli, Kirli, Akseki, Alâiye; bir yol Alâiye, Manavgat ve Antalya’dan Esengazibeli üzeri Larende’ye gider [Har.1].

Çay’dan, Eskişehir [Deruliye] ile Belumin, Karahisar, Kütahya, Runzak, Abidos, Boğaz gibi iki yol vardır [İbn Hordazbih; bk. Topraklı, 2013: 144-155]. Yazar, tarihî yolları araştırmaz ve orduları, bugünkü yollardan yürütür. Yellibel [Engilibeli] buna misaldir [bk.R.2]. Yazar, Pîrî Reis’i hiç vermez, Kâtip Çelebi’yi verir; ama ciddiye almaz.

Har.3: Değişen Coğrafya. Halife el-Mu’tasım ve Afşin’in Ammûriye [Uluborlu] yürüyüşü; bu yürüyüşteki Ankara; dönüş yolu; diğer tarihî yollar.

1097 yılı Haçlıları İznik, Söğüt, Eskişehir, Seyitgazi, Afyon, Şuhut [Ebraϊke], Anayurt [Dadastana], Çobankaya [Augustopolis], Bozdurmuşbeli [Karadağ], Juliopolis, Kemer Bğ., Yenice Derbendi [Malabrunias, Tzybritze Kleisura, Zygos, Taurokomos] yoluyla Yalvaç’a geldiler. Burada bir kol Konya, bir kol da Anayol ile Karaman üzeri gittiler. Dukas, 1098 baharında Eskişehir, Afyon, Şuhut ve Bozdurmuşbeli üzeri Kemer Boğazı bölgesine geldi; Gelendost-Afşar ovasındaki [Kelbianos] Barak ve Tanrıvermiş’i mağlup etti. Türkmenler, Bozdurmuşbeli üzerinden Bolvadin’e giderken, Dukas İzmir [Apameia] ve Barla’ya [Sart] valiler atadıktan sonra, Yalvaç ve Çay yoluyla Bolvadin’deki Türkler’e baskın verdi. Aynı yoldan döndü ve Eğirdir’e [Laodikya] geldi. Oradan da Kemer Boğazı, Khoma [Sublaion] yoluyla Lampe’ye [İznik, Nymphaion, İlegüp] geldi; Kamitzes’i vali atadı. Mesele bundan ibarettir. Kamitzes’e bazen İznik valisi denilmesi bu yüzdendir [Anna, s.339, 457-59]. Türkler, 1097’de şimdiki İzmir ile Efes’te hiç olmadılar.

1116 Aleksios seferi: Aleksios, muhtemelen Taşköprü, el-Abra, İnegöl, Eskişehir ve Seyitgazi yoluyla Afyon’a [Santabaris] geldi. Kamitzes’i Bolvadin üzerinden, Stipiyot’u Amorion ve Poimanenon üzerinden Kedrea’ya [Şuhut-Arızlı] gönderdi. Kendisi de Kedrea’ya geldi. Buradan İbn Hordazbih’in verdiği yolu takiple Yoğurtçubeli, Kundanlı, Celeptaş, Kurusarı, Akçaşar üzerinden Afşar yanına geldi. Buradaki çatışmada bir Türk öldü. Aleksios, Yenice Köyü Köprüsü’nden [Zompe/Zompos] geçip, Kırkmartirs [Hoyran] gölü yanında konakladı. Ertesi gün Papa çayı ağzındaki Mesanakta hisarını [Dipotamon] zaptetti. Oradan da Akşehir ve Gaita tarafına gitti. Konya’ya gitmekten vazgeçti ve Şuhut bölgesine döndü. Burada Çobankaya [Augustopolis] ile Afyon arasındaki Şuhut ovasında Sultan Şahinşah ile bir antlaşma yaptı ve Beyyazı [Ambanaz: Ampoun], Seyitgazi ve Eskişehir yoluyla İstanbul’a döndü.

1119 Denizli seferi: 1116’da tahta çıkan Mes’ûd, antlaşmaları nakızla Yalvaç ve Eğirdir’i ele geçirmişti. Denizli Laodikya [Lâdik] Eğirdir olup, başında Alp Kara [Monolykos] vardı. Jan Eğirdir’i, Eksük [Aksukos] Yalvaç’ı [Alaşehir: Philadelphia] ele geçirdiler. Yazar bu konuda da yanıldı. Benim bildiğim zeki biri olan yazar, bu hatayı yapmaz, ama işin içine maslahat girince iş değişiyor; ortamın suyuna gidiyor. Nitekim Miryokefalon’un yeriyle ilgili Çivril’i iddia eden, YL hocası Salim Koca’ya: -sınıfta bırakır diye- itiraz etmemişti; etmem demişti. Bu kanaatimizi doğruluyor.

Türkler, 1097 Haçlı seferinde İznik, Eskişehir, Bolvadin, Senirkent-İznik, Barla, Eğirdir, Gelendost-Efes [Arzawa], Gelendost civarı ve Yalvaç’ı [Lesser] kaybetti. Bolvadin ve Yalvaç’ın şarkına atıldılar; kaybettikleri yerleri geri alabilmek için Şarkîkaraağaç ile Eğirdir/Uluborlu arasında tam iki asır Doğu Roma ile savaştılar. Ol sebepten, bu olaylardaki yer adlarını ve sair isimleri başka yerlerde aramak abesle iştigaldir.

1122 Uluborlu seferi: Jan Komnen, İbn Hordazbih ve el-İdrîsî’nin verdikleri Bizans Askerî yolunu [Kibotos: Taşköprü, İnegöl, Eskişehir, Afyon, Şuhut ve Bozdurmuşbeli] takiple Uluborlu ovası Lampis’e gelmiş olmalıdır. Bir harp hilesiyle Uluborlu’yu ele geçirdi. Sonra Hierakoryphitis [Kutsal zirveli] kaleyi ve Antalya civarında bazı kentleri de ele geçirdi [1126]. Hierakoryphitis Eğirdir olup, 1119 ile 1122 arasında tekrar Türklerin eline geçtiği anlaşılıyor. Antalya ise, ne Eski Antalya [Side], ne de bugünkü Antalya olmayıp, üçüncü bir Antalya’dır; yâni Barla’dır.

1141 [-42] yılı seferi: Jan Komnen, Askerî yolu takiple Lampis’e, oradan da iki göl [Hoyran-Eğirdir] arasındaki ırmağın sağ sahili ve Firikya kıyısını takiple Antalya’ya [Barla] geldi. Yazar, “-Serhat, bir Antalya da Eğirdir civarında var” ikazıma kulak asmadı ve Jan Komnen’i hiç ilgisi olmayan yollardan malûm Antalya’ya götürdü; oradan da Pusgusa Gölüne getirdi. Ramsay’ın Akhisar yanına koyduğu Antalya, Barla’dır [bk.Asia, Lydia, Caria haritası]. Anna Komnena’nın Antalya valisi Philokales için dediklerine bakınız. Söz konusu Alaşehir Yalvaç’tır [1996: 440-443]. Jan Komnen, Barla’dan sonra bazı kaleler ele geçirdi; Eski Eğirdir Gölü’nün şark kıyılarını takiple Eğirdir Can adaya geldi; ordugâhını kurdu; Nis’deki [Yeşilada] Hıristiyanlara [Peçenekler] saldırdı (Khoniates, 1995: 24). Bu olay Türk-Roma sınırı için bilgi verir [bk.Har.4]. Can adanın adı, imparator Jan’la ilgili. İbn Said’deki John/Jan Makri [Makarı] de, Fethiye değil, Can adadır. Nis adasındaki Peçenekler ise, 50 yıl önce, Lebounion [Küçük Aslan] harbinde [29 Nisan 1091] kurtulan ve Çaka Beyin gemileriyle taşıyıp adaya yerleştirdiği Peçeneklerdi. Jan Komnen bundan sonra Sultan’ın izniyle Gelendost, Şarkîkaraağaç, Beyşehir ve İbradı arasındaki Türk topraklarından geçti ve Seleukeia yoluyla Eski Antalya’ya [Side] indi; oradan da gemiyle Adana’ya gitti ve orada öldü. [Aynı yoldan altı yıl sonra Fransa Kralı VII. Louis gidecektir]. Manuel, aynı yoldan döndü; İbradı [Prakana] kalesini zaptetti; izinsiz Türk topraklarından geçti; Kemer Boğazı’nda Orta Menderes’in kaynaklarındaki ordugâhına geldi (Kinnamos, 2001: 52).

1148 II. Haçlı seferi: Kral VII. Louis, Selçuk-Efes’ten sonra tarihî yolu takiple, Kral Yolu’na çıktı. Denizli, Dinar, Çapalı ve Uluborlu yoluyla 11 Ocak’ta Kemer Boğazı’na geldi. Karşı kıyıyı Türkler tutmuş, Haçlıları topraklarına sokmak istemiyorlardı. Kral, Orta Menderes’in sağ sahilini takiple Barla’ya doğru bir gün gitti; bir geçit aradı; bulamadı; bir gün geri geldi; böylece iki gün kaybetti. Yalvaç yakınındaki nehrin [Orta Menderes] üzerindeki köprüde bir çatışma oldu; Haçlılar, köprüden zorla geçti [bk. Runciman]. Khoniates bu olayı ayrıntılı anlatır (Khoniates: 1995: 45-49). Bir Osmanlı belgesinde Kemer Boğazı’nın adı Firigos Boğazı olup, Boğaz’da gemi çalışmaktadır. Yazar, yine maslahat icabı Kemer Boğazı’ndaki ırmak için, Büyük Menderes der ve coğrafî değişimi görmek istemez.

Odon’a göre Haçlılar, Türk-Roma sınırını takiple üçüncü gün 17 Ocak akşamı Laodikya’ya [Eğirdir] geldiler. Yinanç’ın: “Eskiden Lâdik tesmiye edilen bu şehir Rumlar elinde idi.  Oradaki Rumlar Türklere iltihak ettikten maada erzak ve zahirelerini de beraber taşımışlar ve güzergâhlarını kâmilen yakıp yıkmışlardı. Kral buradan hareket ederek Konya yolunu tutturdu” bilgisine göre Haçlılar, Kazıkbeli’ne girmemiştir [2013: 270]. Eğirdir’den sonra Haçlılar, 1142’deki Jan Komnen’in yolunu takiple Şubat başı [iki Şubat] Eski Antalya’ya [Satalia] indiler. Bu arada Kaşıkçıbeli ile Gembos arasında Türkler tekrar saldırdı. Satalia’den gemiyle üç gün sonra [19 Mart] Süveydiye’de karaya çıktılar (Altan, 2003: 98). Kralın Side’de 35 gün gemi beklediği düşünülürse Kral, Side’ye, 08 Şubat’ta inmiş olur. Buna göre Kemer Boğazı ile Side arası tarihler, beş gün değişebilir. Ben 2011’de neşrettiğim Yalvaç Meydan Muharebesi ve Kaşıkçıbeli Zaferi adlı kitapta, Haçlıları, Eğirdir’e uğratmama ve Side’den sonra malûm Antalya’ya götürme gibi iki hata yaptım. Side’nin Eski Antalya, Eğirdir’in Laodikya olduğunu öğrenince bu iki hatamı düzelttim.

Kazıkbeli ve Kaşıkçıbeli güzergâhları: Haçlılar, Kazıkbeli’nden geçmediği içim karşılaştırmaya hiç gerek yok.

1190 III. Haçlı seferi: İmparator Friedrich, 27 Nisan sabahı Denizli-Laodikya’dan hareket etti ve Kral Yolu’nu takiple 29 Nis. Dinar, 30 Nis. Çapalı, 01 May. Uluborlu önü, 02 May akşamı Kayaağzı pınarlarına geldi. Manuel’in yenik düştüğü Kemer Boğazı ile Yenicebeli’ne girmemek için via regia’dan sola saptı; Uluborlu- Akşehir arasındaki Bozdurmuşbeli’ni aştı; Geneli, Belumin, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya, Karaman yoluyla Silifke’ye indi ve orada öldü.

Miryokefalon harbinin göller yöresi tarihî coğrafyası üzerine etkileri [bk. Har.4, 8]

Miryokefalon harbine ait yedi Ana kaynağın yedisi de Kemer Boğazı ve Yenicesivrisi’ne işaret eder. Bu harp, Sublaion’un Uluborlu’nun şarkı ve Lampe’de bulunduğuna, iki devlet arasındaki sınırın Kemer Boğazı’ndaki Orta Menderes olduğuna ve Yenice Derbendi’ne [Tzibritze Kleisura] işaret eder. Sultan Kılıcaslan’ın ordugâhının Kötürnek köyünde bulunduğunu ve bazı kaynaklarda zikredilen Konya’nın Yalvaç-Manarga olduğunu gösterir. Manuel’in via regia’yı kullandığını söylemekle benim,........

© Dikgazete.com