NATO’nun pusulası Ankara’ya döndüğüne göre Türkiye, İttifak'ın stratejik merkezidir!
Ömür Çelikdönmez yazdı;
NATO’nun pusulası Ankara’ya döndüğüne göre Türkiye, İttifak'ın stratejik merkezidir!
Ankara’da 7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi, Türkiye’nin yalnızca güçlü bir NATO müttefiki olduğunu göstermedi. Zirve, Atlantik İttifakı’nın güvenlik haritasının Batı Avrupa merkezli eski ekseninden Karadeniz, Kafkasya, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu hattına doğru kaydığını ortaya koymakla kalmadı, aynı zamanda Pax Turcica/Türk Çağını tescilledi.
Liderlerin Ankara Zirvesindeki hâlleri…
Ankara’daki NATO zirvesinin magazinel yönü, liderlerin sergilediği tuhaf hareketler ve kameralara yansıyan komik anlarla sosyal medyayı meşgul etti. Zirvenin magazin kraliçesi ilan edilen İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Donald Trump’ın salona geç kalması ve ardından kürsüye çıktığında yaptığı o tuhaf "Japonya İslam Cumhuriyeti" gafı sırasında sergilediği göz devirme resitaliyle anında viral bir internet akımına dönüştü.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Ankara’nın Temmuz sıcağından mı yoksa ülkesindeki iç siyasi krizleri gizlemek için mi bilinmez, alana Cannes Film Festivali'ne gelmiş gibi son derece havalı ve koyu renkli güneş gözlükleriyle giriş yaparak tam bir Hollywood havası estirdi.
36. NATO Liderler Zirvesi için Türkiye’de bulunan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, zirvenin ikinci gününde toplantı alanına giderken kameralara yansıyan yürüyüşüyle gündemdeydi. Yunan liderin yürüyüşü, usta oyuncu Kemal Sunal'ın “Sahte Kabadayı” filmindeki yürüyüşüne benzetildi.
Akşam yemeğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderlere kendi yazdığı kitabı hediye ettiği anlarda Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis'in kitabı eline alıp ön ve arka kapağını incelerken takındığı o şaşkın, "Şimdi bunu ne yapacağım?" der gibi yapay gülümsemesi paparazzilerin gözünden kaçmayarak zirvenin en neşeli karelerinden biri oldu.
Donald Trump ise diz kapaklarına kadar inen o ikonik uzun kırmızı kravatı ve her zamanki saç tasarımıyla dikkat çekerken, resmi yemekteki geleneksel Türk mutfağı yerine ısrarla fast-food ve kola talep etmesiyle mutfak ekibine kısa süreli bir kriz yaşatarak yine tüm odağı üzerinde topladı.
Japonya Dışişleri Başkanının NATO'nun falına bakması ne anlama geliyor?
Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi’nin Ankara NATO Zirvesi sırasında Türk kahvesi içip fincanını kapatarak, “Bundan sonra uluslararası durumun nasıl gelişeceğini falda görmeye çalışacağım” mesajı vermesi, sıradan bir kültürel jestin ötesinde mi?
Bu paylaşım; bir yandan Türkiye’ye yönelik kültürel yakınlık ve kamu diplomasisi mesajı verirken, diğer yandan Ankara Zirvesi sonrasında dünya siyasetindeki belirsizliğe ince ve mizahi bir gönderme olabilir mi?
Japonya’nın Avrupa-Atlantik güvenliği ile Hint-Pasifik güvenliğini giderek daha fazla birbirine bağlı gördüğü dikkate alındığında, “geleceği okuma” metaforunun Türk kahvesi falı üzerinden verilmesi dikkat çekici. Mesajı gizli bir siyasi şifre olarak değil; küresel belirsizlik, Türkiye’ye kültürel jest ve Japonya’nın NATO ile yakınlaşması ekseninde okumak daha doğru olacaktır.
Bu yeni güvenlik kuşağının tam merkezinde Türkiye…
NATO'nun Ankara Zirvesi yalnızca liderlerin toplandığı diplomatik bir organizasyon olarak değerlendirilmemeli. Bu zirve, NATO’nun değişen tehdit algısının, savunma ekonomisinin ve askerî yapılanmasının Türkiye’nin jeopolitik etki alanıyla giderek daha fazla örtüştüğünün de facto ilanıdır.
NATO’nun resmî sonuçlarında kolektif savunmanın güçlendirilmesi, savunma üretiminin artırılması, hava ve füze savunması, hassas vuruş sistemleri, insansız araçlar, karşı-drone teknolojileri, enerji altyapısı ve Ukrayna’ya askerî destek başlıkları öne çıktı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte bu dönüşümü açıkça “NATO 3.0” olarak tanımlasa da yeni süreçte NATO 3.0’ın coğrafi ağırlık merkezi, Brüksel’den veya Berlin’den ibaret değildir. Yeni NATO’nun güvenlik sorunlarının büyük bölümü Türkiye’nin çevresinde toplanmaktadır.
NATO’nun yeni tehdit haritasının ortasında Türkiye var…
Rusya–Ukrayna Savaşı, Karadeniz’i bir cephe hattına dönüştürdü. İran ve Hürmüz Boğazı çevresindeki krizler, küresel enerji güvenliğini tehdit ediyor. Suriye ve Irak’taki gelişmeler terör, göç ve sınır güvenliği meselelerini canlı tutuyor. Kafkasya’da ulaşım koridorları ve güç dengeleri yeniden şekilleniyor. Doğu Akdeniz’de enerji kaynakları, deniz yetki alanları ve askerî varlık mücadeleleri devam ediyor.
NATO’nun resmî zirve açıklamasında İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiğinin belirtilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunmasına özel vurgu yapılması, İttifak’ın artık yalnızca Rusya’ya ve Avrupa’nın doğu sınırlarına bakmadığını gösteriyor.
Bu tablo, Türkiye’nin değerini artırmaktadır. Çünkü Türkiye; Karadeniz’e geçişi kontrol eden, Rusya ile doğrudan ilişki kurabilen, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunan, İran’la sınırdaş olan, Kafkasya’ya açılan, Orta Doğu’daki krizleri doğrudan yaşayan ve Akdeniz’de güçlü askerî varlık bulunduran tek NATO ülkesidir.
NATO, Türkiye olmadan sürdürülebilir bir güvenlik siyaseti geliştiremez!...
NATO, Türkiye olmadan bu coğrafyaların hiçbirinde kapsamlı ve sürdürülebilir bir güvenlik siyaseti geliştiremez. Bu nedenle Türkiye artık NATO’nun “güneydoğu kanadı” şeklindeki dar tanıma sığmamaktadır. Türkiye, İttifak’ın kanadında değil; Karadeniz, Balkanlar, Kafkasya, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’yu birbirine bağlayan merkezindedir.
Ankara Zirvesinin asıl mesajı: Savunma artık sadece asker sayısı değil, sanayidir…
Ankara Zirvesi’nde 50 milyar avronun üzerinde yeni savunma tedarik anlaşması açıklandı. NATO’nun hava ve füze savunması, derin hassas vuruş kapasitesi, insansız sistemler, istihbarat teknolojileri ve ileri askerî kabiliyetlere yönelik yatırımlarını büyüteceği bildirildi. Türkiye'nin savunma sanayisinde elde ettiği başarıların ve kararlılığın ne kadar isabetli olduğu anlaşıldı.
Ayrıca karşı-insansız hava araçları alanındaki “Drone Edge” girişimi kapsamında önümüzdeki beş yıl içinde 40 milyar dolardan fazla........
