menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atatürk, Nizam-ı Âlem ve Ülkü

208 0
01.10.2026

Cengiz Han Güven yazdı;

ATATÜRK, NİZAM-I ÂLEM VE ÜLKÜ

Karanlık çağların bağrından, Türk’ün kadim hafızasından süzülüp gelen bir seda, zamanın ötesine verilmiş mukaddes bir söz vardır.

"Ülkü" adını taşıyan bu sonsuz hareket, dünün köklerinden beslenen, bugünün ufkunu çizen ve yarının dünyasını şekillendiren ilahi bir pusuladır.

Bu kavram, Kaşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lügâti't-Türk’ünde ruhlara kazınan bir "ahit ve ant", Kitabü-l İdrak’in satırlarında ise hedefi şaşmayan bir "ok nişangâhı" olarak doğmuştur. Türk milletinin cihanı adaletle sarma, dünyaya nizam verme arzusunun, yani “Ülkü” kadim “Nizam-ı Âlem” mefkûresinin asırlar sonrasına vuran modern yansımasıdır.

Dil biliminin derinliklerine inildiğinde, bu felsefe sadece soyut bir hedef değil, bizzat basılan toprakla da eşsiz bir bağ kurar.

Kardeş iki kavram olan "Ülkü" ve "Ülke", etimolojik olarak aynı kadim kökten –Türkçe’de "pay etmek, bölüşmek, hisse düşmek" anlamına gelen *ül- (ülüş-, üleş-) fiilinden– neşet etmiştir. Tarihsel süreçte Ülke (ölke) hakanın ailesine, obasına ve milletine adaletle pay ettiği, bölüştürdüğü kutsal toprak ve memleket anlamına evrilirken, Ülkü (ülgü) ise o vatan üzerinde yükselen nişangâh, ölçü, ahit ve en yüce amaç halini almıştır. Yani Türk kültürü için Ülke, ruhun beden bulduğu coğrafya; Ülkü ise o bedene can veren, cihanı kuşatan ilahi ruhtur.

Ancak, her büyük nehir gibi bu kutlu nehir de tarihin kırılma noktalarında sessiz mecralara sapmıştır.

Osmanlı’nın tükendiği, imparatorluğun son demlerini yaşadığı........

© Dikgazete.com