menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsanlığa karşı Şionizm tehdidi

11 0
03.06.2026

Prof. Dr. Bedri Gencer yazdı;

İNSANLIĞA KARŞI ŞİONİZM TEHDİDİ

Eski Cahiliye, Batılın Hakka galebe çaldığı

Yeni Cahiliye, Hakkın Batılla karıştığı çağdır.

Bu çağda birçok dinî kavram gibi Şiîlik, Rafz, Râfızîlik, Şionizm kavramları da birbirine karışmıştır. Kısaca:

-Şîa-Şiîlik: Hilafet tartışmasında Hz. Ali’yi Hz. Osman’a tafdil etmek, Hz. Ali taraftarlığı

-Rafz: Hz. Osman’ın hilafetini reddetmek, Hz. Osman karşıtlığı

-Râfızîlik: Sahabe ve Ümmet düşmanlığı

-Şionizm: Hz. Muhammed (s.a.v.) düşmanlığı

Böylece aslında “Hz. Ali taraftarları-taraftarlığı” mânâsına gelen Şîa-Şiîlik, Abdullah b. Sebe isimli Yahudi tarafından Peygamber düşmanlığına dayalı Şionizm’e dönüştürüldü. Şionist-Râfızîlerin Peygamber Efendimize düşmanlığı, Humeynî’nin de kitaplarında tekrarladığı hâşâ O’nun üç yönden risalet misyonuna hıyanet ettiği iftirasına dayanır. Humeynî’de görüldüğü gibi Şiîler, Peygamberin hıyaneti ve Kur'ân’ın tahrifi gibi birbirine bağlı iki apaçık küfür akidesini savunurlar. Peygambere ve Kur'ân’a iman etmeyen, mümin, Müslüman olabilir miydi? Bu apaçık küfre rağmen, “Sünnîler ile Şiîler arasında iman esasları ortaktır, ihtilaflar, temelde siyasîdir.” diye milleti aldatan, dalalete sürükleyen malum ilahiyatçıları Allah ıslah eylesin.

Şionizm’in Peygamber Düşmanlığı

1. Rasûlullah (s.a.v.), sahabenin Kur'ân’ı tahrifini önleyemedi.

“Bu âyetleri Kur’ân’dan çıkarmak, semavî kitabı tahrife uğratmak, Kur'ân’ın üzerine perde çekmek ve âlemin gözünden gizlemek, sahabeye kolay olmuştur. Muhakkak ki Müslümanların Yahudilere ve Hıristiyanlara yönelttikleri tahrif ithamı, sahabe hakkında da sübut bulmuştur.”

(Humeynî, Keşfü’l-Esrâr, s. 114)

«لقد كان سهلاً عليهم أن يخرجوا هذه الآيات من القرآن، ويتناولوا الكتاب السماوي بالتحريف، ويسدلوا الستار على القرآن ويغيبوه عن أعين العالمين. إنّ تهمة التحريف التي يوجِّهها المسلمون إلى اليهود والنصارى، إنما ثبتت على الصحابة.»

2. Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Ali’nin hilafetine dair ilahî emri tebliğde ve gereğini ifada kusur etti:

“İki hususa üzülürüm. Birincisi, İslâm’ın hükümet nizamının, İslâm’ın fecrinden günümüze kadar, Rasûlullah (s.a.v.) devrinde bile başarılmamış ve hükümet nizamının gereği gibi oturmamış olmasıdır. Ve şu da açıktır ki, Nebî, şayet imamet işini Allah’ın emri uyarınca tebliğ etmiş ve bu alanda gayret göstermiş olsaydı İslâm ülkelerinde bütün bu ihtilaflar, çekişmeler ve kavgalar çıkmaz ve dinin asıllarında ve furuatında hilaflar ortaya çıkmazdı.”

(Humeynî, Keşfü’l-Esrâr, s. 55)

«إني متأسف لأمرين: أحدهما أن نظام الحكم الإسلامي لم ينجح منذ فجر الإسلام إلى يومنا هذا، وحتى في عهد الرسول صلى الله عليه وسلم ولم يستقم نظام الحكم كما ينبغي. وأيضا: واضح أن النبي لو كان قد بلغ بأمر الإمامة طبقاً لما أمر الله به وبذل المساعي في هذا المجال لما نشبت في البلدان الإسلامية كل هذه الاختلافات والمشاحنات والمعارك، ولما ظهرت خلافات في أصول الدين وفروعه.»

3. Rasûlullah (s.a.v.) bile adaleti gerçekleştirmeyi başaramadı:

“Nebîlerden her nebî, sadece adaleti ikame etmek için gelmiş ve hedefi o adaleti âlemde tatbik etmek olmuş, ancak bunu başaramamıştır. Adaletin tatbiki, beşerin ıslahı ve terbiyesi için gelmiş olan Hâtem-i........

© Dikgazete.com