menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aslında korktuğumuz yapay zeka değil

36 0
12.04.2026

Aslında korktuğumuz yapay zeka değilA

MSA Marketing ekibinden bir mesaj geldi evvelsi gün. Ufuk Tarhan’ın bir konuşmasından derlenen dört slaytlık bir Instagram postu. Dört can alıcı cümle çektim içinden.

1- Makinelerin elimizden alacağından bu kadar korktuğumuz o işleri acaba gerçekten seviyor muyuz?

2- Aslında içten içe gayri insani bulduğumuz ve yorulduğumuz bir düzeni kaybetmekten mi korkuyoruz?

3- Yapay zeka bizi işsiz bırakacak diye korkarken aslında belki de bizi sevmediğimiz bir hayata mahkum eden o bordrolu prangalardan kurtuluyor olabilir miyiz?

4- Yapay zekanın bizim yerimize hangi işi yapacağına dertlenmek yerine, bizim makineden farklı olarak ne yaratabileceğimize odaklanmamız lazım.

1- Hayır. 2- Olabilir. 3- Olabilir. 4- Evet.

Bence bir, iki ve üç kendi içinde büyük bir sorun, dördüncü ise harika bir kurtuluş fikri barındırıyor.

Sorun barındırıyor çünkü…

Kaybetmekten korktuğumuz şey sadece iş değil, kimliğimiz belki de.

Eski düzende işimiz, masamız ve bordromuz bize öyle ya da böyle ‘Başardın‘ diyordu. ‘Üniversiteyi bitirdin, sınava girdin, kapıdan geçtin ve şimdi artık bir de işin var‘ diyordu. Maaşımız da zaten her şeyin onay işaretiydi. Şimdi bir makine o işi yapabiliyorsa o onay işaretine de ‘bye bye’ diye düşünüyor herkes.

İşte asıl korku bu. Ben bu teşhisi daha 2021’de koymuştum önümüze. O zaman yazdığım bir yazının başlığı ‘İşsizlik Değil Mesleksizlik‘ti.

“Hapşırmak bir hastalık değildir, hastalığın adı nezledir ve doktor hapşırmayı değil nezleyi tedavi eder” diyerek şu tezi ortaya atımştım: “Türkiye’deki işsizlik aslında önemli ölçüde mesleksizliğin de bir sonucudur.”

Aradan koskoca bir beş yıl geçmiş. Yapay zeka artık gündemimize ve bünyemize iyice girmiş durumda. Aslında hastalık hâlâ aynı da hapşırık daha net duyuluyor sanki bugün.

Şimdi soruyorum: Neden o masa başı işine hâlâ bu kadar tutunuyoruz?

Aslında Türkiye’de yıllarca aynı tablo yaşandı. Aileler çocuklarını üniversiteye gönderdi. Hangi bölüm olduğu çok önemli olmadı aslında, önemli olan hep o diplomaydı. Çünkü o diploma bir sınıf atlama belgesiydi esasta.

Çocuk okudu, mezun oldu, işe girdi ve maaş aldı. Peki o çocuk ne öğrendi? Ne yapabiliyor? Elinden ne geliyor?

Yine cevap veriyorum: Çok az şey.

Söylemek ve yazmak üzüyor ama bu ülkede eğitimli ve mesleksiz insan sayısı hiç az değil. Üniversite çıkışlı ve ‘düz eleman’ olanlardan bahsediyorum. Çünkü aldığı eğitim onu bir meslek sahibi yapamadı. Belki birazcık daha kültürlü ve görgülü (onu da tartışırım) yaptı ama, iş hayatının gerektirdiği o özgüvenli, elinden iş gelen ve “Beni havada kapın” diyebilen insanı hiçbir şekilde yaratamadı.

Yapay zeka neden korkutuyor?

İşte bu insan şimdi yapay zekadan korkuyor. Korkmasın mı? Haklı aslında korkmakta çünkü yapay zeka zaten o kişinin yaptığı bu tür işlerde, ondan kat be kat........

© Diken