menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çerçeve | Ornans'ta Akşam Yemeğinden Sonra – Gustave Courbet

26 0
12.04.2026

Çerçeve | Ornans'ta Akşam Yemeğinden Sonra – Gustave CourbetÇ

Realizm akımının öncüsü Fransız ressam Gustave Courbet’nin, memleketi Ornans’ta dostlarıyla sıradan bir akşam yemeğini neredeyse tarih resmi boyutlarındaki (195 cm × 257 cm) tuvale resmettiği 1848 tarihli tablosu. 

Akşam yemeği, çoktan yendiği halde, bir türlü bitmiyor. Kasvetli odacıkta birbirinin hikayesinden haberli dört erkeğin gözkapakları giderek ağırlaşıyor. Parlak beyaz örtüde: Ekmek kırıntıları. İçki lekeleri. Boş tabaklar. Nasırlı eller ve kurumuş dirsekler var. Kadehler son yudumlarında. Keman, odanın kara duvarlarını okşuyor. Dikelmiş bir öğretmen parmağına nasıl da yabancı bir ses.

Kalın boynunu eğmiş, dibi görünen bardağı masada hafifçe kavrayan Courbet’nin babası mı? Bacağı bacağında, bir eli paltosunun cebine düşmüş, uykuyla uyanıklık arasında mekik dokuyor. Aralık gözleri, sandalyenin altına kıvrılmış uyuyan sarkık derili köpekte. Bir şey mi yakaladı? Köpeğin ayağa kalkamazlığına rağmen bir patisini anne karnında gibi içeri kıvırmasında, biçare masumiyetinde, kendinden bir şey mi yakaladı? Dudağının kenarında ince bir tebessüm var babanın. Kemanla uyuşuyor da uyuşuyor köpek. 

Arkada, sıcak yanağı eline yaslı, gür sakallı, dolu dolu bakan bir adam oturuyor. Ev sahibi mi? Şapkasını duvardaki çiviye asmış. Keman tellerinde gidip gelen yayı seyrediyor, hayır, yalnızca gözleri orada. İçinden başka başka görüntüler geçiriyor olmalı. Oradan oraya taşındığı nasıl belli. Baksanıza, odanın en kara gölgeleri üstünde.

Önündeki uzun şişeden keskin bir koku yayılıyor. Ve muhtemelen zihninde olmadık sesleri, tatları, tenleri birbirine eklemliyor. Kokunun tesirini hissediyor ama kaynağını fark edecek mecali yok. Eline yasladığı başı iyice ağırlaşacak. Zifiri bir sokakta derinden duyulan iniltilerin gözönüne getireceği bir surat bu. Bir bakış böylesine yoğun resmedilebilir mi, diye şaşırıyorsun. ‘‘Baksana’’, diyorum dönüp. ‘‘Gözlerinin ta içine bak.’’ 

Kemanın alımlı sesi dışarıdan bakan biz dikizcileri bile resme davetliyor. Belki bir anlığına yayı elimizde sanarak gelgeli kırmıyoruz ve gölgelerin oyununa dahil oluyoruz. Courbet, diyor biri, en yamanım diyenin kalbini kıracak bir beceriyle düelloya çıkarır gölgeleri.

Ve şöyle açıyor: ‘Chiaroscuro’, ışık ve gölge karşıtlığını kullanarak bir yoğunluk yaratma meziyetidir. İtalyanca ‘chiaro’ (aydınlık) ve ‘scuro’ (karanlık) sözcüklerinden gelir. Ve devam ediyor: İki uyumsuz birbirini besler. Gölgeler, ışığı; ışık da gölgeleri belirginleştirir. Bu karşıtlıktan öyle bir derinlik doğar ki, ben nereye düştüm diyemeden resmin içinde döndön dönersiniz. Ve kendine saplıyor: Caravaggio’nun Hilekarlar tablosuna bir kere bakanlar, yani, demek istiyorum ki, hakikaten bakanlar için bu açıklamalar geveze bir yaratığın bilmişliğinden ibarettir.

Courbet bize ısrarla ‘buraya bak’ mı diyor? Suratını göremediğimiz tek insanı gösterip, ‘buraya bak.’ İşte orada: Odanın tam ortasında, köpeğin dibine kıvrıldığı sandalyede, şapkası yüksek tepeli, bembeyaz tenli, ışık gibi parlayan dipdiri bir erkek! 

Diğer üçünden ayrıksı bir hali var. Uzunca bir mumun aleviyle piposunu tutuşturuyor. Elleri, kalın parmaklı kaslı elleri, kemancının yay tutan elindeki inceliğe nasıl da ters. Şapkasını çıkarmadığına göre akşam yemeğine henüz katılmış olmalı. Dalların arasında gün boyu av peşinde koşturduktan sonra ne hikmetse eli boş dönen bir adamın tahammülsüzlüğü seziliyor. Yakında o da kafayı tutar. 

Dört erkeğin buluştuğu bu alelade geceyi, ‘‘Aylardan kasımdı’’ diye anlatıyor Courbet. ‘‘Dostumuz Cuenot’ların evindeydik. Marlet avdan yeni dönmüştü. Babamın huzurunda keman çalsın diye Promayet’yi davet etmiştik.’’ 

Çerçeve | Yaşam Nehri Üzerinde – Hugo Simberg

Çerçeve | Paris’te Bir Sokak – Mela Muter 

Çerçeve | Işık İmparatorluğu – René Magritte


© Diken