İyi ki varsın!
Ey insan, iyi ki varsın! Hala başka bir şey sanmaya devam ediyorsun.
Dünya baharın gelişini hak etmeyen bir biçimde, gürültüyle dolu.
Uzaklarda patlayan bombaların sesi… Bir bilgisayar oyuna benzemesi insanı korkutan; animasyonlu kırmızı oklu haritalar, çok derin analizler ve olası senaryolar…
İnsanlığın kendiliğinden çoğalttığı bu uğultu içinde, bir erik ağacının çiçek açması, neredeyse edebe aykırı bir şey gibi duruyor.
Ama açıyor. Baharlar hep gelir.
İran ile Amerika’nın gerilimi, İsrail’in gölgesi, petrolün, gazın, suyun etrafında dönen eski ve kirli oyunlar… Herkes bir şeyin eşiğinde. Sanki dünya büyük bir salon ve herkes birbirine bakarak “şimdi kim vuracak?” diye bekliyor. Ve o bekleyişte, en çok kaybolan şeyin, insan olduğu duygusu var.
Bugün birinin doğum günü, Sadri Alışık’ın.
O ince, kırılgan, mahcup adam. Sokakta yürürken bile kalbi biraz fazla atanlardan. Hayata karşı kaba olmayanlardan. Şimdi onun yüzünü düşününce, bugünün dünyası daha da sert görünüyor. Çünkü biz kabalaştık. Çünkü biz hızlandık. Çünkü biz, inceliği zayıflık sanacak kadar yoksullaştık.
Eskiden insanlar ‘gelecek‘ diye bir şeye inanırdı. Şimdi gelecek, bir risk analizi dosyası gibi. Kimse umutlanmıyor, herkes ihtimal hesaplıyor.
Ama yine de… Bir akşamüstü, yanında gerçekten seni dinleyen dostların varsa… O an, bütün bu büyük felaket........
