Bir sanat gibi yaşadı: İlber Ortaylı
Bir sanat gibi yaşadı: İlber OrtaylıB
Bazı insanlar öldüğü zaman, yalnızca bir insan kaybından bahsedemeyiz. Bir iklim çekilir dünyadan. Çünkü bazılarımız aynı zamanda yaşamanın neye benzediğini de gösterir. İlber Ortaylı da bunu yaptı.
Zamanın içinden geçen bir adamdı…
‘Bir ömür nasıl yaşanır?’ sorusunun cevabını bizlere emanet edip sonsuzluğa yürüdü.
Ardından duyduğum büyük acı biraz da buradan geliyor. Sadece bir tarihçiyi kaybetmedik; bilgiyi hayat tarzına dönüştüren, merakı bir ahlak haline getiren, zekayı hem kılıç hem kandil gibi kullanan, kıymetli bir insanı kaybettik.
Arşivimin İlber Ortaylı’nın kitaplarından, dijital kayıtlarından oluşan kocaman bölümüne bakıyorum. Tuhaftır yokluğunun önünde aklıma gelen ilk şey ölüm olmuyor.
Önce hayat geliyor aklıma!
Bazı ölümler ölümün kendisini gölgede bırakır.
O insanın nasıl yaşadığı, nasıl öğrendiği, nasıl konuştuğu, nasıl bir ömür kurduğu, ölüm haberinin önüne geçer.
İlber Ortaylı o insanlardandı.
Onun arkasından ağlamak yetmez; onun arkasından düşünmek gerekir. Çünkü çağımız, zamanımız kolay tatminlerin, ucuz heyecanların, cılız kanaatlerin, başı sonu olmayan savruk cümlelerin, yarım cehaletin sokaklarda tam bir özgüvenle gezdiği, Foley’nin deyişiyle saçmalıklar çağı…
Daha çocukluğunda kapalı bir dünyanın değil, sokakların, komşu sofralarının, kimi zaman yabancı odaların, başka seslerin........
