İçimizdeki Susmayan Gölge
Yüzümde bir kas titredi. Durduk yere. Sanki ben değilim, başka birinin zihni bana dokunuyor. Aynaya bakınca sustu. Gölge, ışığın karşısında çekildi. Ama karanlıkta, yalnızlığımda, zihnim boşlukla dolduğunda yeniden doğdu.
İnsan en çok kendini aldatır. Kendini tanımaktan kaçar, tanımlamaktan ürker. Ben de öyleydim. İçsesim sustuğunda bedenim konuştu. Seğiren kas, titreyen düşünce, ani öfke, sebepsiz suskunluk… Hepsi gölgenin diliydi. Yok edilmek için değil, kabul edilmek için vardı. Onu duymadığımda, onunla güreşmekten bitap düştüm.
Bir damla sudan bin bir vehim kurdu zihnim. Vesvese, karanlıkta beslenen bir hayvan gibi yüzümde görünür oldu. Aynaya bakınca sustu. Ama ben biliyordum, gölge oradaydı. Korkularım, ukdelerim, yüzleşmekten kaçtığım duygular onun sesine eklenmişti.
Sevilme ihtiyacı derin. Varlığımı onaylayan tek şeydi. Tenim unutmadı. Dokunma, sevişme, yakınlık… Hepsi sinirlerime işlenmişti. Tenin hafızası zamansızdı. Bir anda, geçmişteki bir dokunuş geri döndü. Yeni bir ihtiyaç gibi. Hafıza, barışımı bozan bir misafir oldu. Kapıyı çaldı, içeri girdi.
Unutmak, ne büyük nimetmiş. Hafızanın oyunlarını susturmak, gölgeyle barışmanın bir başka yoluymuş. Ama unutamadım. Hafıza, zamansız çıkışlarıyla ahengi bozdu. Sevilme ihtiyacı, gölgenin en derin oyunu oldu.
Ve ben, gölgenin sesini dinlediğimde artık eskisi gibi olamadım. Çünkü o ses beni bir eşiğe getirdi. Yükselişin eşiğine. O eşiği aştığımda, kendini kandırmayan, kararlı ve kendinden emin biri olacaktım. Eksikliğim bütünlüğe, vehimlerim kişiliğe dönüşecekti.
İnsan, kendi gölgesiyle güreşirken sevilme ihtiyacını taşır. Tenin unutulmayan hafızasını da. Bu geliş gidişler, bu yükseliş ve düşüşler, varoluşun ritmi olur. Gölgeyle yüzleşmek, hafızanın oyunlarını görmek, sevilme ihtiyacını kabul etmek… Hepsi insanı eksiklikten bütünlüğe, aldatıştan hakikate taşır.
Ve ben, kendi gölgemi dinlediğimde, kendi hafızamı dönüştürdüğümde, artık eskisi gibi olamadım. Çünkü ben, kendi hakikatimin eşiğinde duran biriydim.
Gölgeyle Yüzleşme – Tanrısal Bakış
Oda sessizdi. Aynanın karşısında duran adamın yüzünde bir kas titredi. Durduk yere. Sanki görünmeyen bir el dokunmuş gibi. Aynaya bakınca sustu. Gölge, ışığın karşısında çekildi. Ama karanlıkta, yalnızlığında, zihnin boşlukla dolduğu anlarda yeniden doğdu.
İnsan en çok kendini aldatır. Kendini tanımaktan kaçar, tanımlamaktan ürker. İçses sustuğunda bile beden konuşur. Seğiren kas, titreyen düşünce, ani öfke, sebepsiz suskunluk… Hepsi gölgenin diliydi. Yok edilmek için değil, kabul edilmek için vardı. Onu duymadığında, onunla güreşmekten bitap düşerdi.
Bir damla sudan bin bir vehim kurardı zihni. Vesvese, karanlıkta beslenen bir hayvan gibi yüzünde görünür olurdu. Aynaya bakınca susardı. Ama gölge oradaydı. Korkular, ukdeler, yüzleşmekten kaçılan duygular, gölgenin sesine eklenmişti.
Sevilme ihtiyacı derindi. Varlığın en eski çağrısıydı. Ten unutmazdı. Dokunma, sevişme, yakınlık… Hepsi sinirlerine işlenmişti. Tenin hafızası zamansızdı. Bir anda, geçmişteki bir dokunuş geri dönerdi. Yeni bir ihtiyaç gibi. Hafıza, barışı bozan bir misafir olurdu. Kapıyı çalar, içeri girerdi.
Unutmak, ne büyük nimetmiş. Hafızanın oyunlarını susturmak, gölgeyle barışmanın bir başka yoluymuş. Ama unutmak kolay değildi. Hafıza, zamansız çıkışlarıyla ahengi bozar, sevilme ihtiyacını yeniden hatırlatırdı.
Ve gölgenin sesi duyulduğunda artık eskisi gibi olunmazdı. Çünkü o ses, insanı bir eşiğe getirirdi. Yükselişin eşiğine. O eşiği aşan, kendini kandırmayan, kararlı ve kendinden emin biri olurdu. Eksiklik bütünlüğe, vehimler kişiliğe dönüşürdü.
İnsan, kendi gölgesiyle güreşirken sevilme ihtiyacını taşırdı. Tenin unutulmayan hafızasını da. Bu geliş gidişler, bu yükseliş ve düşüşler, varoluşun ritmiydi. Gölgeyle yüzleşmek, hafızanın oyunlarını görmek, sevilme ihtiyacını kabul etmek… Hepsi insanı eksiklikten bütünlüğe, aldatıştan hakikate taşırdı.
Ve o anda, aynanın karşısında duran adam, kendi gölgesini dinledi. Hafızasını dönüştürdü. Artık eskisi gibi değildi. Çünkü o, kendi hakikatinin eşiğinde duran biriydi.
Seğirmenin Hikâyesi – Gölgeyle Güreş
Yüzünde bir kas seğirdi.........
