menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ENANİYET VE MAHCUBİYET…

5 1
06.02.2026

İnsanı en çok yaralayan şey; yorgunluk değil, haksızlıktır. Yorulan beden dinlenir ama haksızlığa uğrayan kalp kolay iyileşmez. Enaniyet, tam da bu yaraların üzerinde yükselir. Kişinin kendisini merkeze koyduğu, hakikati kendi ölçüsüne hapsettiği yerdedir. İlk bakışta güçlü, kararlı ve özgüvenli gibi duran bu hâl; zaman geçtikçe insanı içten içe çökerten bir savrulmaya dönüşür. Çünkü enaniyet, kaçınılmaz olarak mahcubiyetin kapısını aralar, ardından mahzuniyet ve mahrumiyet gelir.

Enaniyet sahibi insan, hüküm vermekte acelecidir. Dinlemek ona zaman kaybı gibi gelir, onun için anlamak ise zayıflıktır. Kendi kanaatini hakikatin yerine koyar. Oysa Kur’ân, “Zannın çoğundan sakının” diye uyarmaktadır. Çünkü zan, adaletin en sinsi düşmanıdır. Enaniyetle beslenen zanlar, insanı bir süre ayakta tutar gibi görünse de zamanla vicdanı susturur, kalbi köreltir. Kalbi körelen insan ise en sonunda diliyle kendini ele verir.

Haksız değerlendirmeye maruz kalan insanın yolu ise sessizlikten geçer. Bu sessizlik bir çaresizlik değil, bir teslimiyettir. Kendini........

© Denge