AHMAKLA TARTIŞMAK, KENDİNİ CEZALANDIRMAKTIR
İnsan hayatındaki en büyük yorgunluklardan biri, yanlış insanlarla doğru iletişim kurmaya çalışmaktır. Herkes aynı akla, aynı vicdana, aynı muhakemeye ve aynı empati gücüne sahip değildir. Bazı insanlar gerçeği öğrenmek için, bazıları ise haklı çıkmak için konuşur. Bazıları anlamak için dinler, bazıları sadece cevap vermek için bekler. İşte bu yüzden, aklı olmayanla tartışmak; duvara nasihat etmek, aynaya soru sormak veya kuru toprağa tohum ekmek gibidir.
Kur'ân-ı Kerîm, "Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık onlar akletmezler." (Bakara,171) buyurarak sadece kulağın değil, aklın da kapanabileceğini haber vermektedir. İnsanı insan yapan sadece konuşabilmesi değil, konuşulanı anlayabilmesidir. Akıl nimeti kullanılmadığında bilgi yük olur, kibir arttığında ise gerçekler görünmez hâle gelir. Hayatta herkesle aynı seviyede tartışılmaz, konuşulmaz. Tartışmanın amacı gerçeği bulmak olmalıdır. Eğer karşıdaki insanın amacı gerçeği öğrenmek değil de egosunu korumaksa, o tartışmanın sonunda kazanan olmaz. Siz gerçeği anlatmaya çalışırken o sizi susturmaya çalışıyorsa, artık mesele fikir değil, nefistir. Nefsin hâkim olduğu yerde ise deliller değil, öfke konuşur. Ne yazık ki birçok insan, karşısındakinin kapasitesini hesap etmeden iletişim kurar. Aklı sınırlı olana derin hakikatleri anlatır, empati yoksununa kalbini açar, vicdanı körelmiş olandan merhamet bekler. Sonra da anlaşılmadığı için üzülür. Oysa üzülmesinin sebebi karşısındaki........
