ABD ve İsrail’in İran’a Savaş Açmasının Küresel Ekonomiye ve Türkiye Ekonomisine Potansiyel Etkileri
İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör
Çavuşesku’nun Termometresi
Cumhuriyet’in Edebiyatı
OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum
D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi
ABD ve İsrail’in İran’a Savaş Açmasının Küresel Ekonomiye ve Türkiye Ekonomisine Potansiyel Etkileri
İran’a yönelik ABD ve İsrail tarafından başlatılan askeri saldırı, yalnızca bölgesel bir çatışmanın değil, küresel ekonomi politiğin kırılgan fay hatlarının da yeniden harekete geçtiğinin açık bir göstergesidir. Bu saldırıyı münferit bir jeopolitik hamle ya da sınırlı bir askeri operasyon olarak okumak, mevcut küresel konjonktürü ciddi biçimde eksik değerlendirmek anlamına gelir.
Zira bugün dünya ekonomisi; yüksek borçluluk oranları, kalıcı enflasyon baskıları, finansal piyasalar ile reel ekonomi arasındaki kopukluk, merkez bankalarının daralan politika alanı ve jeopolitik risklerin sistematik biçimde artması gibi çok katmanlı bir kriz mimarisi içerisinde yol alıyor. İran merkezli bu yeni savaş dinamiği, söz konusu kırılgan yapının üzerine eklenen güçlü bir dışsal şok niteliği barındırıyor.
Savaşın Küresel Ekonomiye Yönelik Potansiyel Etkileri
Küresel ekonomi açısından bakıldığında, savaşın ilk ve en doğrudan etkisi enerji piyasaları üzerinden kendini gösterecektir. Çünkü öyle ya da böyle Orta Doğu, hâlen dünya petrol ve doğal gaz arzının önemli bir bölümünü barındırıyor ve öte yandan Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktaları küresel ticaretin can damarları arasında yer alıyor. İran’a yönelik askeri saldırının kalıcı hale gelmesi ya da bölgesel aktörleri içine alan geniş ölçekli bir savaşa dönüşmesi durumunda, enerji arzında fiili kesintiler yaşanmasa dahi, risk primlerinin hızla yükselmesi kaçınılmaz hale gelecektir. Bilindiği üzere, enerji fiyatları, yalnızca arz-talep dengesine değil, beklentilere ve algılanan jeopolitik risklere son derece duyarlıdır. Bu nedenle savaş ihtimali dahi petrol ve gaz fiyatlarını yukarı çekerken, bu gelişme ile birlikte radikal biçimde artış gösteren enerji maliyeti küresel enflasyonist baskıların yeniden güçlenmesine yol açacaktır.
Ek olarak belirtmemiz gerekir ki, son iki yıldır gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak problemi haline gelen “yapışkan enflasyon”, bu tür jeopolitik şoklar karşısında daha da dirençli bir nitelik kazanıyor. Enerji fiyatlarındaki bu artışlar, doğrudan tüketici enflasyonunu yükseltmekle kalmayıp üretim maliyetleri, taşımacılık giderleri ve gıda fiyatları üzerinden zincirleme bir etki yaratıyor. Bu durum, merkez bankalarının dezenflasyon sürecine ilişkin beklentileri zayıflatırken, para politikası gevşemesine dair umutları erteleyecektir. Dolayısıyla İran merkezli savaş, küresel ölçekte faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalmasına yol açabilecek bir risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Küresel Ekonomide Belirsizlikler Katlanıyor
Dünya ekonomisinin Trump’ın yarattığı belirsiz gündemine savaşın eklenmesi ile birlikte finansal piyasalar cephesinde de belirsizlik algısının artması, riskten kaçış davranışlarını güçlendirecektir. Küresel fon akımları, bu tür........
