menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Alparslan Türkeş Aslında Kimdir?

39 0
07.04.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

Alparslan Türkeş Aslında Kimdir?

Düşünce trafiği sol şeritten akan birisi için yukarıdaki sorudaki “aslında” zarfı tamamen fazlalıktır. Zira o mahallede Türkeş ismi, analizi çoktan tamamlanmış, hükmü verilmiş bir dosyadır. Solun penceresinden bakıldığında Türkeş, siyasî bir parti liderinden ziyade Türkiye’nin içinden geçtiği en karanlık tünellerin mimarlarından biridir. Dahası, katıksız bir faşisttir de. Türk Gladyosu’nun kurucularından olması ve NATO’nun Soğuk Savaş dönemindeki anti-komünizm stratejisinin Türkiye şubesini yöneten sadık bir operatör olması da cabası. Solun nazarında Türkeş; Anadolu’nun yoksul çocuklarını “vatan-millet” edebiyatıyla baştan çıkarıp para-militer saflara katan, onları devrimci-ilerici gençliğin üzerine süren ve memleketi 1970’lerin o kanlı iç savaş iklimine hapseden bir saha komutanıdır.

Kuşkusuz bu tasavvur; Türkeş’i sadece bir asayiş dosyasına veya Soğuk Savaş’ın karanlık bir aparatına indirgeyen, ideolojik bagajı ağır, pejoratif bir bakış açısının ürünüdür. Solun bu kategorik, menfi ve yer yer hınç dolu Türkeş portresi, karşımızdaki figürün siyasal tarihimizdeki sosyolojik kıdemini ıskalamaya mahkumdur. Normal şartlarda bir birey için kullanılan sosyolojik kıdem tabiri -dönemine damga vurmuş bir politikacı olsa bile- hayli zorlama görülebilir; ne var ki Türkeş’in Türk milliyetçiliğindeki dönüştürücü tesiri söz konusu olduğunda, bu acayiplik yahut paradoks yerini yadsınamaz bir realiteye bırakmaktadır.

Bu realiteyi tüm veçheleriyle kavramak için ideolojik şablonların o keskin hatlarından uzaklaşıp meseleye biraz daha uzaktan bakmak gerekir. İşte bu noktada manzarayı netleştirecek olan mercek ise Marksist tarihçi Miroslav Hroch’un ulusal hareketin gelişimini üç evrede ele alan yaklaşımından başkası değildir. Zira Hroch’un her bir evre için yaptığı detaylı açıklama ve tahliller, Türk milliyetçiliğinin gelişim kronolojisiyle son derece uyumludur.

Hroch’un analizindeki temel izlek, egemen olmayan bir etnik topluluğun, dört başı mamur ve mağrur bir ulusa dönüşme serüvenini üç karakteristik fazda incelemektedir. Bu tarihsel periyotları birbirinden tefrik eden asıl unsur ise ulus inşa sürecinde sergilenen eylemlerin........

© Daktilo1984