Nasıl yani, büyüyor muyuz?
Ekonomi literatürünün en dikkat çekici kavramlarından biri fakirleştiren büyüme (immiserizing growth) teorisidir. Jagdish Bhagwati tarafından geliştirilen bu yaklaşım, bir ülkenin üretimini ve ihracatını artırmasına rağmen refahının azalabileceğini ortaya koyar.
Uluslararası ekonomik yapıyı irdeleyen her ekonomist bu konu üzerine sürekli eğilir ve çıkarımlar yapar.
Nasıl oluyor da ülke büyürken halk fakirleşebiliyor sorusunun yanıtını model ve verilerle ortaya çıkarmaya çalışır.
Teorinin ilk çıkış noktası ticaret hadleridir.
Diğer bir ifadeyle, fakirleştiren büyümenin temel nedeni dış ticaret hadlerindeki (terms of trade) bozulmadır. Yaklaşıma göre, eğer ihraç edilen malların fiyatları, ithal edilen malların fiyatlarına göre daha hızlı geriliyorsa aynı miktarda ithalat yapabilmek için giderek daha fazla üretmek ve ihracat yapmak gerekir.
Bu durumda ekonomi büyür ancak toplumsal refaha yansıyan türden değildir.
Türkiye açısından bugünkü tablo klasik anlamda fakirleştiren büyümeyi göstermiyor (her nasılsa!). Son açıklanan veriler, dış ticaret hadlerinde bir miktar iyileşmeye işaret ediyor. Burada çok dikkatli olmamız gereken nokta ise verilerin doğru sunulduğunun kabulüdür.
Ticaret hadlerinin en azından bu süreci etkilememesi akla diğer faktörleri getirmektedir.
Şimdi bunları irdeleyelim........
