menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul Sözleşmesi ve telgraf telleri

42 0
23.08.2026

Kadın haklarını da savunan İstanbul Sözleşmesi ile telgraf telleri arasında görünürde bir ilişki yoktur. Ancak kısa bir süre önce aralarında bir ilişki bulunduğunu düşünmeye başladım.

Bir dostuma, medyadan öğrendiğimiz kadarıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıktığımızdan bu yana ülkemizde kadın cinayetlerinin arttığını söyledim. O da “Yani kadın katilleri sözleşmeden çıkmamızı mı bekliyorlardı?” dedi. Hafif itiraz taşıyan bu cümle tamamen haksız sayılmazdı ancak olayı tam olarak açıklamıyordu. Kadın katilleri elbette ki “Şu sözleşmeden çıkalım” diye beklemiyorlardı fakat söz konusu sözleşme kadın cinayetlerini, bir ölçüde de olsa baskılıyordu, potansiyel kadın katillerini ürkütüyordu. Sözleşmeden çıkılması toplumda, mağdur kadınların korunmasının çok da şart olmadığı duygusunu uyandırdı. Bu duygu kadına şiddeti üstü kapalı bir şekilde meşrulaştırmıştır, en azından kadınları korunmasız bırakmıştır.

İstanbul Sözleşmesi aile içinde veya dışında kadına yönelik şiddeti bir insan hakkı ihlali şeklinde tanımlayan ve devletlerden bu şiddetin önlenmesini, mağdurların korunmasını ve faillerin caydırıcı şekilde cezalandırılmasını isteyen ilk uluslararası düzenlemeydi. Niteliği açısından tarihte bir ilkti. Türkiye Cumhuriyeti Mayıs 2011’de bu sözleşmeyi koşulsuz olarak imzalamış, Mart 2021’de ise tek taraflı olarak sözleşmeden çekilmiştir. Bu tarihlerde Türkiye kadın cinayetleri konusunda dünya ikincisiydi.

Kadının erkek karşısında ikinci sınıf insan sayıldığı toplumlarda, kadına yönelik........

© Cumhuriyet