menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

19 Mayıs'ın Matematiği: 'Teslim Olan Saray, Direnen Halk'

282 0
20.05.2026

Türk Kurtuluş Savaşı, sarayın (sultanın-halifenin; padişahın) desteğiyle değil, saraya (padişaha) karşın kazanılmıştır. Büyük Zafer, saraya (padişaha) karşın, kendi kaderini kendi eline alma kararlılığını gösteren Türk ulusunun zaferidir.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı coşkuyla kutladık. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal (Atatürk)’ün, Bandırma vapuruyla Samsun’a çıkıp Türk Bağımsızlık Savaşı’nı başlatmasının üzerinden tam 107 yıl geçti.

Ancak her 19 Mayıs’ta günümüzün saray tarihçileri, “Mustafa Kemal Paşa’nın Padişah Vahdettin tarafından Samsun’a gönderildiğini” ileri sürerek “Türk Kurtuluş Savaşı’nı Padişah Vahdettin’in başlattığı” algısı oluşturmaya çalışmaktadırlar. Hatta son yıllarda bu saray tarihçileri, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a gönderilişinin “Bir Devlet Operasyonu” olduğunu ileri sürmektedirler. Ancak Türk Kurtuluş Savaşı’na Padişah Vahdettin’i ortak etme çabası yersiz, temelsiz ve boş bir çabadır.

MUSTAFA KEMAL SAMSUN’A NEDEN GÖNDERİLDİ?

Mustafa Kemal Paşa’yı 9. Ordu Müfettişliği görevine getirip Samsun’a gönderen Damat Ferit Paşa Hükümeti’dir. Padişah Vahdettin –1923 Mekke Beyannamesi’ndekendisinin, hükümetin bu kararına uyduğunu belirtmektedir. Yani, Padişah Vahdettin, hiçbir zaman, “Mustafa Kemal’i ben seçtim; vatan kurtarsın diye Samsun’a gönderdim!” şeklinde bir açıklama yapmamıştır.

Hükümetin kendisine verdiği 9. Ordu Müfettişliği yönergesine göre Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a, düşmana karşı silahlı direniş başlatmak, yerel direnişleri örgütleyip ulusal direniş haline getirmek için değil, Mondros’a uygun olarak silahları toplamak, Doğu Anadolu’daki şuraların asker toplamasına engel olmak, bu şuralara son vermek ve Karadeniz’de Pontus çeteleri ile Türkler arasındaki çatışmaları önleyerek Anadolu’da “asayişi ve düzeni sağlamak” için gönderilmişti.

SARAYIN NASİHAT HEYETLERİ 

Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit (İstanbul Saray Hükümeti), emperyalizmin merhametine sığınmıştı. Mondros Ateşkes Antlaşması’na uyup, İngilizlere yaranarak en azından İstanbul’u ve kendilerini kurtarabileceklerini düşünüyorlardı.

Mustafa Kemal Atatürk, bu gerçeği, Nutuk’un hemen girişinde şöyle dile getirmişti: “Saltanat ve halifelik makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş, onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmeye razı…”

30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan hemen sonra İtilaf Devletleri Anadolu’nun en önemli bölgelerini işgale başlamıştı. Ancak işgallere karşı direnmek yerine emperyalizmin merhametine sığınan Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit, Anadolu ve Trakya’ya, içinde şehzadelerin de olduğu nasihat heyetleri göndermeye karar vermişti. (31 Mart 1919). Bu nasihat heyetleri gittikleri yerlerde halka, işgalcilere karşı direnmeyi değil, sabırla beklemeyi, Hıristiyanlarla iyi geçinmeyi ve sarayın (sultanın) sözünden çıkmamayı nasihat edecekti. Çünkü Padişah Vahdettin, Mondros’a uyulduğu, işgalci büyük devletlere karşı çıkılmadığı ve Hıristiyanlara düşmanca davranılmadığı takdirde hazırlanacak barış antlaşmasında saraya (sultana) ve İstanbul’a dokunulmayacağını; Osmanlı çıkarlarının korunabileceğini düşünüyordu.

Kısa süre içinde iki heyet oluşturulup biri Trakya’ya, diğeri Anadolu’ya gönderilmişti. Heyetlerin başında birer şehzade vardı. 16 Nisan 1919’da İstanbul’dan hareket eden nasihat heyeti Bursa, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli, Burdur, Muğla, Afyon, Antalya, Isparta, Konya ve Eskişehir’i dolaşmış, İzmir’in işgalinden üç gün sonra, 18 Mayıs 1919’da İstanbul’a dönmüştü. 28 Nisan 1919’da ise Trakya’ya gönderilen nasihat heyeti 9 Mayıs 1919’da İstanbul’a dönmüştü.

Sarayın nasihat heyetleri gittikleri yerlerde........

© Cumhuriyet