menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vicdan

59 0
01.05.2026

“Vicdan” sadece bir zamanlar Ankara’daki Tabarin Bar’da konsomatrist olarak çalışan mesleksiz kızımızın adı değildir: “TDK’ye göre vicdan, kişinin kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kendi ahlak değerleri üzerine düşünmesini sağlayan ‘içsel mahkeme’ veya içsel güçtür. İnsanın doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt etmesini sağlayan duygu ve bu duygu sayesinde kendi kendini yargılama yeteneği olarak tanımlanır.”

“Tabarin Bar” dedim de önce adı geçen barı tanıyalım sonra konuya döneriz.

Müdavimleri arasında Ahmet Hamdi Tanpınar, Falih Rıfkı Atay’ın (ki kendisi burada çalışan bir Alman kadına tutulmuş) falan bulunduğu, Ankara’nın en eski eğlence yerlerinden olan Rüzgarlı Sokak’taki bu bar, nüfusu 125 bini aşan bir şehirdeki üç eğlence mekânından birisiymiş. 15 Ocak 1938 tarihli Kurun gazetesi nasıl bir mekân olduğunu şöyle anlatmış:

“Bir katlı bir bodrum, kapıdan birkaç merdivenle aşağıya doğru inilir, genişçe, duvarları boyanmış, bir saloncağız; pudra, allık ve rujun ne hale soktuğu üç beş zavallı çehre; fokstrot ve tangoların klasiklerine meftun bir de caz, işte Tabarin Bar’ın bilançosu. Fiyatların ucuzluğuna (?!) burada da işaret etmeğe hiç lüzum görmüyorum. Ucuz bir içki, bir şişe bira veya bir kahve, bir çay 160 kuruştur. Oturursunuz, saksafon can hıraç sedasile ahenge başlar, saçları briyantinli baylar, parmakları manikürlü bayanlarla el ele tutuşurlar, âlem başladı demektir. Saat 24, variyete numaralarının başlayacağı zaman gelmiştir. Yine o hokkabaz havaları, yine o inip kalkan porsumuş bacaklar, yine o soğuk........

© Cumhuriyet