Televizyon ve ben (1)
Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim: Başta öğretmenler olmak üzere devlet memurları asla kendi memleketlerinde görevlendirilmemeli. Atanma durumu düşman tarafından esir alınmaya benzer. Memurları esir alır ve büyük küçük yolsuzluklara yol açar. Bu durumu Muğla Turgut Reis Lisesi Fransızca öğretmeniyken yaşadım. Ben gelmeden önce Fransızca öğretmenleri yerli olduğu için bütün öğrenciler tıkır tıkır sınıf geçmekteymiş. Benimle birlikle bütünlemeler ve sınıfta kalmalar başlayınca dönemin PTT müdürü başkanlığında bana karşı bir fesat kumpası oluşmaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığı soruşturma açtı ve verilen ceza ben artık TRT TV’de metin yazarıyken tebliğ edildi. Vali bir gün beni makamına çağırdı ve İngilizceden sorunlu kızı lehinde etkilemem için İngilizce öğretmeni Ülker İnce’yle konuşmamı söyledi. Ben de bir meslektaş olarak Ülker İnce’yi etkilememin söz konusu olamayacağını söyledim. Ama, dedi, “Biz sizin İstanbul Radyosu’nda Nâzım Hikmet’i övmenize göz yumduk.” “Sizin radyoda dinlediğiniz kişi Fransızca öğretmeni Özdemir İnce değildi, şair ve yazar Özdemir İnce’ydi” dedim, Şaşırdı kaldı.
Öte yandan Ülker de baskı altındaydı. Vali ve Adalet Partisi başkanının kızlarının bütünleme sınavında başarılı olmaları isteniyordu. Bunu sağlamak üzere vali muavini gelip sınav odasına oturmuştu. Yukarıda da........
