menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anayasaya sığmayan ‘çerçeve’ - Arif Anıl Öztürk

253 0
14.08.2026

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kamuoyuna “çerçeve yasa” olarak sunulan kanun teklifi, bilindiği üzere 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla kabul edilerek yasalaştı. Meclis’te sağlanan bu geniş sayısal uzlaşı, ilk bakışta demokratik bir meşruiyet tablosu çizse de hukukun evrensel ilkeleri ve anayasal sınırlar göz önüne alındığında durumun çok daha farklı ve endişe verici olduğu görülmektedir.

Hukuk, bir toplumun bir arada yaşama iradesinin en güçlü teminatıdır; sayısal çoğunlukların dönemsel eğilimlerine veya günlük siyasi gereksinimlere göre esnetilemez. Bir yasanın meşruiyeti, yalnızca aldığı oy sayısıyla değil, anayasanın ruhuna ve kamu vicdanına uygunluğuyla ölçülmelidir.

MÜZAKEREDEN UZAK SÜREÇ

Demokrasilerde yasa yapım süreci, salt bir el kaldırma indirme işleminden ibaret değildir. Özellikle böylesine önemli bir kanun teklifi söz konusu olduğunda sağlıklı bir yasama faaliyeti; demokratik kitle örgütlerinin, baroların, akademisyenlerin ve bağımsız hukukçuların görüşlerinin alındığı, ortak aklın işletildiği şeffaf bir müzakere zeminini zorunlu kılar. Ancak bu “çerçeve yasa”nın meclisten geçiş sürecine baktığımızda, tasarının yeterince tartışılmadan, adeta aceleye getirilerek Genel Kurul’dan geçirildiğine tanıklık ediyoruz. Yürütmeye oldukça geniş ve sınırları belirsiz yetkiler tanıyan böylesi kritik bir düzenlemenin, demokratik katılım mekanizmaları işletilmeden yasalaşması, hukuki öngörülebilirlik ilkesini derinden zedelemektedir.

Kabul edilen bu yasa, usul eksikliklerinin ötesinde, içerik bakımından anayasal sistemimizin temellerini sarsacak boyutta aykırılıklar barındırmaktadır. Kanun metni incelendiğinde;........

© Cumhuriyet