Kimin yönetim modeli!
İsrail’in, İdlib’deki üsse saldırısı Suriye üzerinden bölgesel gerilimin bir anda nasıl alevlenebileceğini hatırlattı. Netanyahu’nun ekim ayındaki seçimler öncesinde erimiş haldeki iç-dış kamuoyu desteğini artırma peşinde olduğu ortada. Bölgeye ölüm saçan Netanyahu yönetimi, dış tehdit algısıyla toplumu korkutup sağ/aşırı sağ oylarını yeniden toplamak istiyor. Türkiye’ye yönelik tehdit dilini de bu planları çerçevesinde okumak mümkün. Konu kuşkusuz sadece seçimle ilgili değil.
Bölgesel gelişmeler ABD’nin uzun süredir Ortadoğu’daki askeri yapılanmasını azaltmayı içeren, İsrail başta olmak üzere vekil güçlerle enerji/ticaret/ulaşım koridorlarında çıkarlarını koruyacak “düzen yaratma” arayışıyla da bağlantılı.
İsrail’in Türkiye’yi hedef göstererek düzenlediği İdlib saldırısının ardından ABD’nin “Kaygılıyız, aman iki ülke arasında çatışma olmasın” türünden mesajları dikkat çekici. Aynı zamanda İsrail-Suriye hava sahasında kuş uçsa bilecek kadar istihbarat kaynağı olan ABD’nin, İsrail jetlerinin İdlib’e kadar girmesinden önceden haberi olmaması da tartışmalı konulardan biri. Netanyahu’nun ekimdeki sandık süreci gibi, Trump yönetimi de kasımda ara seçimler için geri sayımda. İran’a başlattığı savaşta kitlenen, deniz ticaretinin önemli noktası Hürmüz’ü küresel krize çeviren Trump cephesi, kamuoyu desteğini artırmak için bir an önce Ortadoğu’da kazançlı çıktığını göstermek peşinde.
Emperyalist güçlerin bulunduğumuz coğrafyaya yönelik........
