menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

O insanları özlüyorum

20 0
08.07.2026

Zaman içinde tanıştığım nice değerli insan ne yazık ki artık bu dünyadan göçtü. Cevad Memduh Altar, Talat Sait Halman, Metin And ve Oya Başak gibi. Her birisi bir değişik özelliğiyle gençliğimin ve orta yaşımın idolü olmuşlardı.

Cevad Memduh Altar, giderek kabasabalaşan toplumumuzun, örneği tükenen zarif insanıydı. Gencecik bir öğrenciden sıradan bir besteciye, çiçeği burnunda bir yazardan ilk kez sahneye çıkan bir soliste kadar herkesi sevecen bir saygıyla, özel bir coşkuyla kucaklardı. Ona göre herkesin kendini bir aydın olma yolunda eğitmesi ve aydın olmanın da bedelini ödemesi gerekirdi. Her aydın, toplumda bu özelliğin sorumluluğunu taşımalıydı. Yabancı diller bilmesi, uluslararası aydınlarla boy ölçüşebilmesi gerekirdi. Cevad Memduh Bey ile her sohbetimizde, onun tanık olduğu olayları dile getirişi başlı başına bir tarihi yaşamaktı: Bülent Tarcan’ın çocukluğundan Saygun’un gençliğine; Atatürk’ün sofrasından ilk radyocuların coşkusuna; müziğin eski çağlarından yarınlarına; değişen toplum değerlerinden değişen kültür-sanat anlayışına, sanat müziğinden pop müziğe kadar konuşabilirdiniz onunla! O yumuşacık ses tonu, kaç yaşında olursa olsun, karşısındakine gösterdiği saygı, verdiği değer, onun üstün kişiliğini gösterirdi. Benim ilk kitabım olan Pan Yayıncılık’tan yayımlanmış “25 Türk Bestecisi/25 Turkish Composers” adlı çalışmama önsöz yazmasını rica ettiğimde, kitabın taslağını eline aldı, önce “İçindekiler” bölümüne, sonra da “Kaynaklar” bölümüne baktı. Kitabın Türkçe ve İngilizce oluşunu övgüyle karşıladı. “25 Türk Bestecisi”ne yazdığı önsözde her zamanki inancı doğrultusunda Atatürk Türkiye’sinin aydınlık geleceğine değinmişti: “Bu kitapta, Atatürk’ün de ele aldığı reform ilkelerinin, çoksesli çağdaş Türk sanat müziğinin evrenselleşme çabasıyla ilgili bilançosunu, kendine özgü bir yöntem içinde açıklanması ne güzel şey. İşte bilanço, ulusal kültür ve sanatlarda, çağdaş bilimin ortak tekniğinden yararlanabilmenin, uygar toplumlara neler kazandırabileceğini de bizlere açık seçik gösteriyor.”

Cevad Memduh Altar, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet dönemine geçiş yıllarında ilk gençliğini yaşamış; Avrupa’da eğitim gören ilk kuşağın üyelerinden birisi olmuş ve yirminci yüzyılın neredeyse ilk günlerinden son günlerine kadar tanıklığını yapmış bir aydınımızdı. İlk kez radyoda açıklamalı klasik müzik programları hazırlayıp sunması; Musiki Muallim Mektebi’ndeki öğretmenliği, Güzel Sanatlar Müdürlüğü, neredeyse ölümüne dek Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndaki müzik estetiği dersleri, yayınları ve özellikle dört ciltlik Opera Tarihi ile Türk sanat dünyasına hâlâ yeri doldurulamayan çalışmalar sunmuştu. Bir televizyon programındaki söyleşimizde uluslararası nitelikteki besteciyi şöyle tanımlıyordu: “Uluslararası arenaya eserini verecek bestecinin, mesleğinin gerektirdiği teknik bilgileri çok iyi bileceği gibi, ötesindeki konulara da vakıf olması gerekir. Genel kültür! Besteci opera yazacaksa sanat tarihi bilmelidir. Dekorasyon bilmelidir. Bir dekoratöre havale edilerek iş bitmez. Wagner, ‘Gesamtkuntswerk’ olarak adlandırmış operayı: Bütün sanatların birleşimiyle meydana çıkmış ortak bir sanat dalı. İçinde resim, heykel, mimari, tümüyle müzik var. Esaslı bir kültür birikimi: felsefe, dünya tarihi, sanat tarihi, edebiyat, ülkesinin operaya konu olacak anekdotları, kendi........

© Cumhuriyet