Bir demokrasi sorunu: Hizbut Tahrir
Köktendinci Hizbut Tahrir’in uzantısı “Köklü Değişim” grubu Ankara’nın dört bir yanına şeriat ve hilafet çağrıları içeren pankartlar astı. Açıkça bir “düşman” tanımı yapıyor, üstelik bunu “İslam” adı altında sunuyorlar. Toplumu, değerleri üzerinden ayrıştıran ve kaosu besleyen son derece tehlikeli bir söylemleri var. Bu yazı yazılırken henüz cezalandırılmamışlardı. Oysa; laiklik talebini pankartlarla dile getiren SOL Partililer ev hapsine çoktan gönderilmişti. Bu yalnızca bir yargı kararı değil, demokrasiye ilişkin ciddi bir çelişkidir.
Sorun yalnızca bir pankart meselesi değildir. Anayasal düzeni hedef alan bir ideolojinin, ifade özgürlüğü kılıfı altında normalleştirilmesidir. Laiklik, bir yaşam tarzı dayatması değil, tam tersine, inananın da inanmayanın da güvencesidir. Bunu kavrayamayan fanatik dinci yapıların anayasaya aykırı faaliyetleri, yalnızca bugünün Türkiye’sini değil, yarının dünyasını da tehdit etmektedir.
Afganistan’da Taliban, “İslami düzen” vaadiyle iktidara geldi; sonuçta kız çocukları okulsuz, kadınlar kamusal alandan yoksun, toplum ise nefessiz kaldı. İran’da molla rejimi, dini otorite adına siyasal muhalefeti susturdu; genç bir kadın başörtüsü gerekçesiyle yaşamını yitirdi, ülke ayaklandı. Sudan ve Yemen’de de benzer yapılar, “ilahi düzen” söylemiyle hukuku askıya aldı; geriye iç savaş, yoksulluk ve kitlesel göç kaldı.
Hizbut Tahrir’in tasarladığı düzen de bundan farklı değildir: Sandık, çoğulculuk, itiraz hakkı yoktur, “Biz ve düşmanlarımız” dili vardır. Bu dil nerede konuşulduysa, orada demokrasi ya boğulmuş ya da kanla bastırılmıştır.
Hizbut Tahrir, Kudüs’te kurulduğu 1953’ten günümüze değin, hedeflediği tüm İslam ülkelerinde etkili bir örgütlenmeyi gerçekleştirirken kendisine biçtiği rolü, İslam ümmetinin gerilemesinin nedeni olarak gördüğü “küfür devletlerinin ve sistemlerinin egemenliğinin etkisinden arınmış bir hilafet devleti kurmak, ümmeti kurtarmak” olarak çerçevelemiş. “Raşidi Hilafet Devleti”ni kurmak istiyor. “Doğru yolda olanlar” anlamına gelen “raşidi” sözcüğü, Hz. Muhammed’in ölümünün ardından gelen dört halife dönemine bir atıftır. Hizbut Tahrir bunu, kurmak istediği İslam devletinin nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatmak için kullanır. Öyle ki üç halifenin suikastla öldürüldüğü, İslamı mezhepsel bölünmelere götüren iç çatışmaların........
