Bir ustaya selam: Metin Deniz
Bazı insanlar vardır, sayıları çok azdır, onları hatırladıkça içiniz ferahlar, şu kısa ömürde onları tanıma, dostluk etme fırsatı bulduğunuz için sevinirsiniz. İşlerinin erbabıdırlar; onlarla birlikte çalışmış, yaratmış olmak unutulmaz bir zenginlik olarak kalır belleğinizde.
Metin Deniz bu isimlerden biridir benim için. Yaratıcılıkta sınır tanımayan bir sahne tasarımcısı ve yönetmen olmasının yanı sıra, her şeyiyle güzel insandır.
Yıl 1988’di. Yılmaz Onay’ın “Sanatçının Ölümü” adlı oyununu Halk Oyuncuları’nda sahneye koyması için Fransa’ya davet etmiştik. Sahne ve kostüm tasarımı için de Metin Deniz ile konuştuk ve anlaştık. Daha önce de Berlin’de Manufaktur Tiyatro’da “Mustafa Suphi Destanı”nı izlemişti. Oyundan sonra söylediği sözler hiç aklımdan çıkmadı. Onun tiyatro ve sahne tasarımı anlayışının kısa özeti gibiydi: “Emelciğim dekor için bu kadar çok kereste, demir harcamaya ne gerek vardı? O emek ve masrafla daha başka şeyler yapılırdı.”
“Sanatçının Ölümü”nün provaları için Yılmaz Onay, Metin Deniz ve bütün ekip Normandiya’da bir otele yerleştik, kamp yapar gibi provalara başladık. Dekor için büyük bütçemiz olmadığını söylediğimde, “Hiç merak etme, cüzi bir parayla çözeceğiz işi. Clignancourt........
