Tepkilerimiz: Bizden Önce Gelenler
Geçtiğimiz hafta belirsizliği konuştuk. Bilinmeyenle kalabilmenin ne kadar zor ama aynı zamanda ne kadar insani bir deneyim olduğuna baktık. Bu hafta ise belirsizliğin kendisinden çok, onun karşısında verdiğimiz otomatik tepkilere yakından bakmak istiyorum. Çünkü çoğu zaman bizi yoran şey belirsizliğin kendisi değil; ona verdiğimiz tepkilerdir.
Bu yazıyı düşünürken aklıma gelen görüntü, Edward Hopper’ın Nighthawks tablosu oldu. Gece vakti küçük bir lokantada oturan birkaç insan. Camın ardından bakıldığında hepsi aynı mekândadır ama sanki her biri kendi iç dünyasında yalnızdır. Hopper’ın resimlerinde sıkça görülen o sessiz gerilim burada da hissedilir. Hiçbir şey olmuyor gibidir; ama bir şeylerin eksik olduğu hissi havada asılı kalır. Belki de bu tablo, belirsizlik karşısında donup kalan o tanıdık ruh hâlini anlatır. İnsan bazen hareket etmek ister ama hangi yöne gideceğini bilemez.
Bu ruh hâline eşlik eden müzik ise Richard Wagner’in Tannhäuser Overture eseridir. Eser ilerledikçe iki farklı duygu hattı arasında gidip gelir: bir yanda yoğun, çekici ve neredeyse sürükleyici bir arzu; diğer yanda daha dingin, daha mesafeli bir geri çekilme hâli. Bu iki yön birbirini iptal etmez, aksine aynı anda var olur. Sanki müzik, bir karar vermekten çok o kararsızlığın içinde kalır. Bu yüzden dinleyende net bir çözümden çok, bir gerilim hissi bırakır. Belki de bu yüzden bu eser, zihnin belirsizlik karşısında yaşadığı hâle benzer: bir yan ilerlemek isterken, bir yan durur; hareket vardır ama yön hâlâ kesin değildir.
Psikolojik açıdan bakıldığında belirsizlik, insan zihni için yalnızca bir düşünce durumu değildir; aynı zamanda bedensel bir alarm hâlidir. Beyin, özellikle de amigdala, net olmayan durumları potansiyel bir tehdit gibi yorumlayabilir. Bu yüzden belirsizlik ortaya çıktığında yalnızca düşünceler değil, davranışlar da hızla devreye girer. Zihin bir şekilde bu gerilimi azaltmak ister. İşte burada otomatik tepkiler ortaya çıkar. Bazı insanlar belirsizlik karşısında kaçma eğilimi gösterir. Konuşmayı erteler, geri çekilir, ilişkiyi askıya alır. Çünkü uzaklaşmak, o gerilimi kısa süreliğine de olsa azaltır. Bazıları ise tam tersini yapar ve kontrol etmeye çalışır. Daha çok soru sorar, daha çok açıklama ister, netlik yaratmaya çalışır. Zihin için kontrol duygusu, belirsizlikten daha katlanılabilir görünür.
Bir başka tepki telafi etme olabilir. İnsan daha fazla çaba gösterir, daha fazla vermeye başlar, ilişkiyi kurtarmaya çalışır. Çünkü belirsizlik bazen “yeterince iyi değilim” duygusunu da tetikler. Bazen de kişi geri çekilir. Dışarıdan sakin görünür ama içeride yoğun bir düşünce trafiği vardır. Bu, zihnin kendini koruma yollarından biridir.
Aslında tüm bu tepkiler insanidir. Zihin belirsizlikle baş etmeye çalışır. Fakat bazen bu refleksler, sorunun kendisinden daha fazla yorucu olabilir. Çünkü otomatik hareket ettiğimizde, gerçekten ne hissettiğimizi fark etmek zorlaşır.
Romantik ilişkilerde bu durum en görünür hâlini alır. Bir mesajın tonu değişir, bir plan ertelenir, araya kısa bir sessizlik girer… Dışarıdan küçük görünen bu anlar, içeride beklenmedik bir hareket başlatır. Zihin hızlanır, duygu yoğunlaşır. Verilen tepki çoğu zaman o ana değil, daha önce yaşanmış ve iz bırakmış deneyimlere dayanır.
İlk adım, o an içimizde ne olup bittiğini fark etmek.Tepki hemen gelmek istiyor, biliyorum… Ama belki bir an durmak.Hemen yazmamak, hemen uzaklaşmamak.Kontrol etmeye çalışmadan önce bir nefes almak.Ve kendimize şu soruyu sorabilmek: “Şu an bende ne oluyor?”
Asıl mesele çoğu zaman durumu çözmek değildir; o an kendini nasıl tuttuğunu, neye temas ettiğini ve nerede zorlandığını görebilmektir. Çünkü insan, karşısındakine verdiği tepkiden çok, o tepkinin içinde kendisiyle nasıl kaldığıyla dönüşür.
Bu hafta belirsizlik karşısında verdiğimiz otomatik tepkilere baktık. Gelecek hafta ise bu tepkilerin arkasındaki bağlanma dinamiklerine ve ilişkilerde neden farklı şekillerde davrandığımıza birlikte bakacağız.
Belirsizlik karşısında kendimizi biraz daha anlayabildiğimiz bir hafta olsun.
Sevginin ve sanatın ışığında kalın,Psikolog / SanatçıZülal Ezgi Onat
