menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Belirsizlik: Bilinmeyene Tahammül

21 0
22.02.2026

Belirsizlik… çoğu zaman sandığımızdan daha ağırdır. Boşluk gibi görünür. Oysa boşluk değildir; cevabı henüz gelmemiş bir alandır. Ama insan zihni o alanı sevmez. Netlik ister. Sonuç ister. Güvence ister. Belirsizlik uzadıkça beden gerilir, zihin senaryolar üretmeye başlar. “Ya böyleyse?” “Ya kaybedersem?” “Ya biterse?”

Bu yazıya başlarken gözümün önüne gelen görüntü, Edvard Munch’un Anxiety tablosu oldu. Köprünün üzerinde yürüyen yüzler… Donuk, maskeyi andıran, içe çökmüş. Gökyüzü kırmızı, deniz koyu. Kalabalık var ama huzur yok. Bu tablo bir olay anlatmaz, bir ruh hâli anlatır bence. Belirsizliğin yarattığı iç gerilimi. Çünkü kaygı çoğu zaman bir tehlikeden değil, ne olacağını bilememekten doğar.

Bu duyguyu düşünürken kulaklarımda çalan eser ise Franz Schubert’in “Unfinished Symphony” (Bitmemiş Senfoni) eseridir. Daha adıyla bile belirsizliğe dokunur. Tamamlanmamış. Askıda kalmış. Bir yere varmamış. Schubert’in melodisi ilerler ama bir sonuca bağlanmaz; dinleyenin içinde yarım kalmış bir his bırakır. Belki de bu yüzden bu eser, yalnızca müzikal değil, varoluşsal bir metafordur. Hayatın kendisi gibi: Her şey çözülmez. Her şey tamamlanmaz. Bazen o yarım kalmışlıkla yaşamayı........

© Bodrum Gündem