Demokrasi Mi, Emperyalizmin Tarifi Mi?
Dönemin CIA Türkiye Masası Şefi Graham Fuller imzasıyla iki kitap yayımlanmıştı: “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” ve “Türkiye ve Arap Baharı...” Fuller, bu kitaplarda Türkiye’nin bugününü daha 2000’li yılların başında tarif ediyordu. Kemalist Cumhuriyet’ten vazgeçen, ılımlı İslam modeli ile Osmanlı’nın millet sistemine yönelen bir Türkiye... Satır aralarında ise sürekli aynı meseleye dokunuyordu: Kürt sorunu... Ana dil... Ana dil... Ana dil... Eşit yurttaşlık... Yerel özerklik... Bugün dün emperyalizmin tezgâhında kurulup fırınında pişirilen bu kavramların, Türkiye’nin önüne yeniden yeniden konulduğunu görüyoruz. Tesadüf mü? Öyleyse insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Neden? Vatandaşları olan; 44 milyon 755 bin nüfuslu Almanların, 40 milyona yaklaşan Afro-Amerikalıların, 33 milyon 500 bin kişiye ulaşan İrlandalıların, 25 milyonluk İskoçların, 17 milyonluk İtalyanların, 10 milyonluk Fransızların, 10 milyona yaklaşan Polonyalıların, 7 milyonluk Yahudilerin, soykırıma uğratılan milyonlarca Kızılderilinin, 5 milyonluk Çinlilerin, 3 milyonluk Norveçlilerin, 4 milyonluk Hollandalıların, milyonlarca Rus, İsveçli, Arap,........
