menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni İttihatçılık ve Cavid Bey

74 0
12.08.2026

Memleket semâlarında son zamanlarda kol gezen orta büyüklükteki heyûlalar arasında, İttihatçılığı da sayabiliriz. Hem Türkçü-ülkücüler arasında, hem İslâmcı-milliyetçiler arasında, İttihatçılığı yâd ve ihyâ eden bir tavrın mümessilleri var - bir de Etyen Mahçupyan var. Birinciler, kabaca, devletin beka davası ve Türklük uğruna ölümüne bir adanmışlık anlıyor İttihatçılıktan. İkinciler, devletin bekasına ve İslâmî bir millî kimliğe adanmışlıkla beraber, özellikle aslında hasım sayılacak kuvvetleri bile devşirebilen çok esnek koalisyon kabiliyetini anlıyor.[1]

Bu son özellik, “adaptasyon kabiliyeti” tanımıyla, Etyen Mahçupyan’da da var. Mahçupyan’ın farkı, yeni-İttihatçılık kavramını, bir ruh hali, bir ethos olmaktan öte, 2016’dan beri kurumlaşan rejimin tanımlayacak bir referans olarak önermesi.[2] Ve (yeni-)İttihatçılığın, Kemalizme nazaran daha kullanışlı, zamana daha uygun olduğunu ileri sürmesi.

İttihatçılık-Kemalizm ilişkisi konusunda, daha ziyade akademik alanda bir hareketlilik görülüyor. İttihatçılık-Kemalizm arasında adeta dikişsiz bir devamlılık gören çizgi, yerli yerinde duruyor. Bunun koyu altı çizili örneği; Şükrü Hanioğlu’nun 3 yıl önce hacimli Türkçe versiyonu çıkan Atatürk biyografisinde, Kemalist rejimi “tek şefli İttihat ve Terakki” diye tanımlayışıdır.[3] İttihatçılık-Kemalizm devamlılığı tezini  “post-Kemalist” literatürün bir meyli olarak gören Alp Yenen, önemli makalesinde; bu tezin dayanak aldığı Erik Jan Zürcher’in, aslında devamlılık içinde bir dönüşümü gösterdiğini hatırlatıyor.[4] Yani  Kemalizmi bir nevi post-İttihatçılık (yanlış anlaşılmasın, tabir benim!) gibi görmemeli ona göre; dönüşümü gözden kaçırmamalı. Öncelikle, İttihatçılığın neticede bir imparatorluk ideolojisi olduğunu unutmamalı. Alp Yenen, İttihatçılığın temel karakteristiğini ihlâlcilik veya “ihlâlci siyaset yöntemlerine” yatkınlık olarak tanımlamaktan yana. “Var olan kaideleri aşan ve gerektiğinde şiddete başvurmaktan çekinmeyen müdahalelerle ihlâl ederek yeniden şekillendirmek,” diye tanımlıyor ihlâlciliği.

Ayşe Köse Badur’un hacimli Cavid Bey biyografisi,[5] İttihatçılığın mirasını yeniden düşünmek için son derece verimli bir vesiledir. Yazar, İttihatçılıktan Cumhuriyet dönemine “devreden siyasî reflekslerin” altını çizerken, bununla beraber devamlılık içindeki kırılmaları ihmal etmiyor.

Cavid Bey, 2. Meşrutiyet-Cumhuriyet ve İttihatçılık-Kemalizm geçişleri yanında, bizzat İttihatçılık içindeki........

© Birikim