Zenginleri Yemek: Z Kuşağı Sosyalizmi ve Ahlaki Panik
“Zenginleri Yiyin!” Bu slogan sadece sosyal medyada dolaşan bir “meme” değil. Aynı zamanda eylemlere katılan Z Kuşağı gençlerinin ellerindeki dövizlerde, attıkları sloganlarda, üstlerindeki tişörtlerde, taşıdıkları bez çantalardadolaşıyor. “Zenginleri Yiyin” sloganıyla Z kuşağı gençleri sadece bir espri yapmıyor, aynı zamanda çağımızın en keskin sınıfsal öfkelerinden birini dile getiriyorlar. Kuşkusuz"Zenginleri Yiyin" sloganı, milyarderlere yönelik yemeklik bir çağrı da değil.Bilakis “sermayenin yamyamca yediği yemeğin ana yemeği”olmaya yönelik kesin bir ret.Onlarkonut krizinin gençliği fırsatsız bıraktığı, ücretlerin durgunlaştığı, servet eşitsizliğinin olağanüstü boyutlara ulaştığı bir dünyada birikmiş öfkeyi ifade ediyorlar. Beraberinde ise “Avrupa ve ABD’de yeni bir hayalet dolaşıyor. Z Kuşağı Sosyalizmi hayaleti.”
Yakında zaman yayılan çok sayıda kamuoyu araştırması, Z Kuşağı'nın —1997 sonrası doğanların— önceki kuşaklara kıyasla sosyalizme belirgin biçimde daha yakın durduğunu gösteriyor. CatoInstitute ve YouGov'un 2025 tarihli araştırmasına göre 18-29 yaş arasındaki Amerikalıların yüzde altmış ikisi sosyalizme "olumlu" bakarken bu oran BabyBoomer(Bebek Patlaması Kuşağı, II. Dünya Savaşı sonrası kuşak) kuşağında yalnızca yüzde otuz ikide kalmaktadır. Birleşik Krallık’ta ise Institute of EconomicAffairs'in yürüttüğü araştırma, genç Britanyalıların yüzde altmış yedisinin sosyalist bir ekonomik sistem altında yaşamak istediğini ortaya koymuştur. Axios 2025 verilerine göre üniversite öğrencilerinin yüzde altmış yedisi "sosyalizm" kelimesiyle olumlu ya da tarafsız birçağrışım kurarken bu oran "kapitalizm" için yalnızca yüzde kırkta kalmaktadır. Benzer veriler Gallup gibi küresel ölçekte çalışan araştırma şirketlerinin 2020’lerin başından itibaren yaptığı araştırmalarda açık bir şekilde kendisini göstermektedir. Buna yakın verilerin Türkiye’de yapılan araştırmalarda da çıktığını görmek mümkün.
Bu veriler, belirli çevrelerin ilgisini üzerinde toplamış görünüyor. Ancak bu ilginin kimlerden geldiğine bakıldığında ilginç bir tablo ortaya çıkıyor: Z kuşağının sola kaymasına en fazla ilgi gösterenler, soldan değil sağdan ve liberal merkezden geliyor. Hem de pürtelaş.
"Radikal Merkezin" Telaşı: The Economist'ten Başlamak
The Economist 4 Haziran 2026 tarihli internet sayısında, "Z Kuşağı Sosyalizmine Nasıl Karşı Koyulur?" başlıklı bir kapak yazısı yayımladı. Bu başlık aynı zamanda bu yazıyı yazmamın ana motivasyon kaynağı oldu. Dergi kendisini ne sağcı ne de solcu olarak konumlandırıyorve pozisyonunu "radikal merkeziyetçi" bir yayın olarak tarif ediyor. Bununla birlikte serbest piyasa ekonomisinin yılmaz savunucusu olarak tam da merkezde yer almadığı aşikâr. Bu nedenle Z kuşağı sosyalizmine verdiği tepki, ilk etapta sistemin kendisini savunmak gibi görünse deideolojik bir cephe saldırısını örtük bir şekilde de olsa barındırıyor diyebiliriz.
Makalede The Economist, Z Kuşağı sosyalizmine üç temel ilke üzerinden yaklaşıyor: Ekonomik büyümenin sıradan insanlara fayda sağlamadığına dair bir dünya görüşü; kamu harcamalarının yalnızca en zenginler tarafından karşılanabileceği inancı ve özel girişime yönelik köklü bir güvensizlik. Dergiye göre bunlar tehlikeli yanılgılardır çünkü kira kontrolleri yeni konut yapımını caydıracak, servet vergileri yenilikçiliği köreltecek ve müdahaleci politikalar büyümeyi baltalayacaktır.
The Economist'in neden bu kaygıyı taşıdığı anlaşılabilir: Zohran Mamdani New York belediye başkanlığını kazanmış, Britanya'da Yeşiller yükselmiş, Fransa'da Mélenchon genç seçmenler arasında güçlü destek toplamaktadır. Dergi, serbest piyasa liberallerinin "savunma pozisyonunda" kalmayı bırakması ve kapitalizmi daha net ve güçlü biçimde savunması gerektiğini öne sürüyor. TheEconomist’e göre sorun serbest piyasa ekonomisinde değildir. Tam aksine piyasanın yeterince serbest olmamasından kaynaklıdır.
The Economist'i diğerleri izliyor. Wall Street’in yılmaz sözcüsü Wall Street Journal konuya tabiri caizse tam da damardan girmiştir. Bizzat Z kuşağından seçilmiş öğrencilerden oluşanbir grupla, "Z Kuşağı Sosyalizmi ve Üretimin Memleri" başlıklı bir tartışma yürütmüş. Tartışmaya katılanlardan Seungmin Ryu’ya göre
“Gençler arasında bu durum, sosyalizmin onaylanmasından çok, politik açıdan anlamlı ve etkili olma arzusunu yansıtmaktadır. ZohranMamdani New York belediye başkanlığı yarışını kazandığında, bu haber Güney Kore'ye kadar ulaştı. Medyamız onun zaferini bir “ezilenin başarısı” olarak sundu ve bunu dolaylı biçimde, aşırı sol adayların nadiren başarı şansı bulduğu Kore'nin katı iki partili sistemiyle karşılaştırdı. Genç okurların çıkardığı sonuç ideolojik olmaktan çok ilham vericiydi. Ana akımın dışında kalan biri kazanabiliyorsa, o zaman politik değişim de —nasıl tanımlanırsa tanımlansın— mümkün olabilir.”
“Gençler arasında bu durum, sosyalizmin onaylanmasından çok, politik açıdan anlamlı ve etkili olma arzusunu yansıtmaktadır. ZohranMamdani New York belediye başkanlığı yarışını kazandığında, bu haber Güney Kore'ye kadar ulaştı. Medyamız onun zaferini bir “ezilenin başarısı” olarak sundu ve bunu dolaylı biçimde, aşırı sol adayların nadiren başarı şansı bulduğu Kore'nin katı iki partili sistemiyle karşılaştırdı. Genç okurların çıkardığı sonuç ideolojik olmaktan çok ilham vericiydi. Ana akımın dışında kalan biri kazanabiliyorsa, o zaman politik değişim de —nasıl tanımlanırsa tanımlansın— mümkün olabilir.”
Elijah Butcher’a göre
“Günümüzde popülistler biçiminde ortaya çıkan bu Aydınlanma dönemi kahramanları, Z Kuşağı'nı mevcut düzene karşı hayal kırıklığına uğratmakta ve politik yelpazenin her iki ucundaki radikal fikirleri desteklemeye yöneltmektedir. Başkan Donald Trump ve ZohranMamdani bunun günümüzdeki en belirgin örnekleridir. Sovyetler Birliği'nin yükselişi ve çöküşü, Z Kuşağı'nın doğumundan çok önce yaşanmıştır; bu nedenle ekmek kuyrukları ve çalışma kampları onlara birer efsane gibi görünmektedir. Tarihin daha kapsamlı anlaşılması ve kapitalizmin dünyaya kazandırdığı ilerlemelerin takdir edilmesiyle sosyalizm ortadan kalkar.”
“Günümüzde popülistler biçiminde ortaya çıkan bu Aydınlanma dönemi kahramanları, Z Kuşağı'nı mevcut düzene karşı hayal kırıklığına uğratmakta ve politik yelpazenin her iki ucundaki radikal fikirleri desteklemeye yöneltmektedir. Başkan Donald Trump ve ZohranMamdani bunun günümüzdeki en belirgin örnekleridir. Sovyetler Birliği'nin yükselişi ve çöküşü, Z Kuşağı'nın doğumundan çok önce yaşanmıştır; bu nedenle ekmek kuyrukları ve çalışma kampları onlara birer efsane gibi görünmektedir. Tarihin daha kapsamlı anlaşılması ve kapitalizmin dünyaya kazandırdığı ilerlemelerin takdir edilmesiyle sosyalizm ortadan kalkar.”
Bir muhafazakâr olarak kendi kuşağından sosyalizmi benimseyenlere “empati” duyduğunu belirten Christopher Bird’e göre ise,
“Bunun nedenleri açıktır: enflasyon, yüksek faiz oranları, kasvetli bir iş piyasası, servet eşitsizliği ve durgun ücretler. Genç yetişkinler bir ev satın alamıyor ve çözüm olarak bize elli yıllık bir borç köleliği öneriliyor. İş bulamıyoruz ve “60 Minutes” programında Amerikalıların yeterince yetenekli olmadığı söyleniyor. Bu koşullar, ilkelerine en bağlı yirmili yaşlardaki bir genci bile radikalleştirebilir.”
“Bunun nedenleri açıktır: enflasyon, yüksek faiz oranları, kasvetli bir iş piyasası, servet eşitsizliği ve durgun ücretler. Genç yetişkinler bir ev satın alamıyor ve çözüm olarak bize elli yıllık bir borç köleliği öneriliyor. İş bulamıyoruz ve “60 Minutes” programında Amerikalıların yeterince yetenekli olmadığı söyleniyor. Bu koşullar, ilkelerine en bağlı yirmili yaşlardaki bir genci bile radikalleştirebilir.”
Kendi kuşağının “anlık tatmin kültürü” ile şekillendiğini belirten Avi Wilens'a göre
“Seçmenler giderek daha fazla ücretsiz eğitim, evrensel konut veya garantili gelir vaat eden politikacılara yöneliyor; bunlar büyüdüğümüz kolaylık kültürünü yansıtan programlardır. Mamdani gibi isimlerin genç Amerikalılar arasında destek bulması şaşırtıcı değildir. Her sorunun anında bir çözümü olması gerektiği hissedildiğinde, devlet nihai hizmet sağlayıcı gibi görünmeye başlar.”
“Seçmenler giderek daha fazla ücretsiz eğitim, evrensel konut veya garantili gelir vaat eden politikacılara yöneliyor; bunlar büyüdüğümüz kolaylık kültürünü yansıtan programlardır. Mamdani gibi isimlerin genç Amerikalılar arasında destek bulması şaşırtıcı değildir. Her sorunun anında bir çözümü olması gerektiği hissedildiğinde, devlet nihai hizmet sağlayıcı gibi görünmeye başlar.”
Anna........
