Seküler Milliyetçiliğin Radikal Ucu: Türkçü Dernekler ve Zafer Partisi
Son dönemde Türkiye’de muhalif ve seküler çizgideki milliyetçilik, kamuoyunda ara ara tartışılmaya başlandı. Zafer Partisi ve İYİ Parti’nin tabanını oluşturan bu kesim, Terörsüz Türkiye sürecinin başlamasıyla iktidara yönelik tepkilerini artırdı. Bu sürecin ilk somut adımı olan Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten geçmesiyle bu tepkilerin daha da yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Bu yazıda Çerçeve Yasa üzerinden Zafer Partisi ile Türkçü yapılar arasındaki ilişkiyi irdeleyeceğim.
Seküler milliyetçilik, 2010 sonrasında Türkiye’de daha görünür bir toplumsal ve siyasal olgu haline gelmiştir. Türkiye’de şehirleşmenin ve üniversiteye gidenlerin sayısının artmasıyla ortaya çıkan bu kesimin görünür olmasında özellikle AKP iktidarının politikalarının etkisi olmuştur. Eylül’de İletişim Yayınları’ndan çıkacak olan “Öfkeli Genç Türkler” Türkiye’de Seküler Milliyetçilik çalışmamda çerçevesini daha detaylı anlattığım üzere AKP’nin “Türk milleti” yerine “ümmeti” önemsediğini, hatta ümmeti ön plana çıkarmak için Türk milletine saldırdığını öne sürerler. AKP’ye ve onun politikalarına karşı reaksiyonerdirler. AKP’nin göçmenler ve açılım süreçleriyle Anadolu’yu “Türksüzleştirmeye” ve “Araplaştırmaya” çalıştığını iddia ederler. “İlmi Türkçülüğün” yarının konusu olduğuna, zira öncelikli olarak vatanı düşmanlardan kurtarmak gerektiğine inanırlar. Bu bağlamda seküler milliyetçiliği, Türklüğü, sekülerliği ve Atatürk’ü merkeze alan AKP’nin özellikle göçmen ve açılım süreçlerine “öfkeli” bir akım olarak tanımlayabiliriz. Seküler milliyetçileri bir skala olarak düşündüğümüzde İYİ Parti ‘makul’ kanadı, Zafer Partisi ‘radikal’ kanadı, Türkçü dernekler ise en radikal ucu temsil ederler.
Bu koşullar altında Türkiye’yi ve Türklüğü savunma iddiasıyla çok sayıda Türkçü yapı ortaya çıkmıştır. Türkçülerin önemli bir bölümü, 2009-2015 yılları arasındaki Açılım Süreci’ne tepki olarak örgütlenmiş ve dernekler kurmuştur. Turancı, Türkçü, Atsızcı ya da neo-İttihatçı çizgideki bu yapılar, özellikle sosyal medyada görünmeye başlamıştır. Bunlar arasında Turancı Dernekler Birliği’nin bildirisinde Türk milliyetçiliği “kanı ve kültürü Türk olanı sevmek, Türk’ün rahatını düşünmek, kadim Türk milletini milletler tarihinin en tepesine taşımak” şeklinde tanımlanmıştır.[1] Genel olarak bu yapıların Türklüğüyle gurur duyduğunu ve başbuğ olarak gördükleri Atatürk’e vurgu yaptığını söyleyebiliriz. İsimleri ve örgütsel yapıları farklılaşsa da Türkçü yapılar, Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte yeniden görünürlük kazanmıştır.
Genel olarak seküler milliyetçiler, Terörsüz Türkiye sürecini “Türk’ü ikinci sınıf vatandaş konumuna düşürme” girişimi olarak yorumlarlar. “AKP-MHP-DEM Parti ittifakı”nı devletin kuruluş kodlarını değiştirmekle itham ederler. Süreç boyunca Türk milleti yerine “Türk, Kürt, Arap milleti” ifadesinin gündeme gelmesi ve kamuoyunda “Türkiyelilik” kavramının tartışılması, seküler milliyetçilerin reaksiyonerliğini artırır. Bu tepkilerini görünür kılmak ve kamuoyu üzerindeki etkilerini........
