menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Politika ve politikacı

103 0
29.05.2026

Türkiye tarihinin en vahim ve en utanç verici darbe dönemlerinden birinin tam ortasındayız.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir konuşmasında (mealen) “Darbe ille de tankla, silahla, uçaklarla, askerlerle yapılmaz. Kimi zaman cüppeli hakim ve savcıların aldıkları kararlarla da yapılır...” diye gayet doğru tanımladığı bu darbe, bir anda “tanka (TOMA’ya) silaha (cop, plastik mermi, gaz bombası) bürünerek, iyice ayıplı bir hal aldı.

Bu ayıbı ve bu hayasızca darbenin vahametini daha da büyüten unsur ise, CHP’nin önceki dönem genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kendi baba ocağına karşı gerçekleştirilen ve açıkça “Recep Bey Rejimi”nin ömrünü uzatmaya yönelik olduğu tartışılamayacak bu darbenin işbirlikçisi olma konumunu kendine yakıştıracak tavırlar ve uygulamalar içinde olmasıdır.

Bir yandan da, alenen “Rejime Can Suyu Darbesi” diye adlandırabileceğimiz bu darbenin yol açtığı “Rejim karşıtı tüm güçlerin uyanışını ve ortak mücadele ateşini harlandırdığı” gerçeğini de, “şerler içindeki hayır” unsuru olarak not alalım.

Bu gerçekleri buraya bir yere koyalım.

Ancak meselenin tamamını, yani Türkiye siyasetinde bu dönem olaylarının mânâ ve ehemmiyetini idrak edebilmek adına, işin bir başka vechesine de dikkat çekmek istiyorum.

Tarihin ve ülke siyasetinin her döneminde politikacıların rolü olduğu kadar, politikanın kendi muhtevasının da önemli bir yeri olduğu gerçeğine eğilelim biraz da.

Örneğin ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu hale gelmesinde, acaba hep genel başkanların ve onların parti içi icraatının mı, yoksa CHP’nin bir türlü “özgün bir politika çizgisine sahip olamamasının” mı daha büyük rolü var, bunu da tartışmak gerek.

Dünyanın her yerinde, solda da olsa sağda da olsa siyasi partiler içinde “lider ve liderlik anlaşıyının” yani politikacının rolü elbette........

© Birgün