menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Ter idmanı" temposu

18 0
friday

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Dolmabahçe'de geçen Perşembe günü havlu atmış bir takımın karşısına rövanş maçına çıkmanın, Beşiktaş için hem avantajları hem de dezavantajları vardı.

Avantaj olarak sayabileceklerimizden biri, hafta sonunda Süper Lig'de Alanya deplasmanında "yenilen dayağın" yorgunluğunu üzerinden atabilmek için önemli bir fırsattı. "Dayak" diyorum, herkesin (en önemlisi de hakemlerin ve VAR'ın gözleri önünde atılan gerçek bir dayaktan söz ediyorum. Nitekim o dayağın mağdurlarından biri olan Trossard'ı bile dinlendirmek üzere İstanbul'da bıraktı Vincenzo Hoca.

Alanya maçından söz etmişken, orada alınan 1-0'lık yenilgiye rağmen pek çoklarının aksine ben "lastik patlama" ya da "takke düşme ve kel görünme" yorumlarına asla katılmadığımı da araya sıkıştırmış olayım. Basbayağı bir hakem rezaleti - skandalı - katliamı ile gelen bir sonuçtan sözediyoruz burada.

O maçı geçelim.

Beşiktaş'ın hocası 3-0'lık sonuçtan Litvanya'ya rövanşa gelirken daha rahat rotasyon imkanı bulmanın da rahatlığını yaşıyordu. Trossard'ı mecburen dinlendirirken, son 2 maçın yıldızlarından Rıdvan'ı da en azından kulübede bekletebilme lüksüne sahipti. Outtara'ya biraz daha zaman vermek de iyi bir seçimdi. Takımın beyni Orkun'un yerine onun kadar üst düzey yeteneklere sahip olmasa da "kıvrak, hareketli ve çalışkan" bir Kartal Kayra'yı oraya oturtmak da doğru bir tercihti.

Vlahoviç'i ilk 11'de başlatıp, sağlı sollu ve ortadan beslemeleri nasıl dğeerlendireceğini maçın başından itibaren görebilme planı da yine İtaliano'nun akıllı seçimleri arasında sayılır.

3-0'la deplasmana gelip "zaten teslim olduğunu belli eden" rakibin de zayıf bir kadro ile maça çıkması ise bir dezavantaj........

© Birgün