Hollywood’un ahlaki iflası ve endüstriyel aforoz
Hollywood’un on yıllardır biriktirdiği, küresel vicdanın temsilcisi imajı, bugün yerle bir oluyor. Bu endüstri uzun zamandır kendisini yalnızca bir eğlence fabrikası olarak değil, aynı zamanda evrensel değerlerin ve liberal ideolojinin ana ihracatçısı olarak konumlandırıyordu. Kırmızı halıdaki aktivizmden Oscar kürsüsündeki politik manifestolara kadar her şey bu illüzyonu beslemek için tasarlanmıştı. Ancak Gazze’de yaşananlar karşısında takınılan seçici dilsizlik, o görkemli maskeyi düşürdü. Artık karşımızda bir değerler manzumesi değil; etik ilkelerin, pazar payına ve yatırım güvenliğine kurban edildiği devasa bir kâr-zarar tablosu var.
GÖRÜNMEZ MCCARTHYİSM
Hollywood’un ideolojik hegemonyası yeni bir olgu değil. Hays Code’dan Soğuk Savaş’ın anti-komünist histerisine, oradan 2010’ların "woke" kültürüne kadar bu endüstri her zaman egemen değerleri yeniden üretti. Ancak 2020’lerin ortasında yaşadığımız kırılma, niteliksel olarak çok daha sinsi bir aşamaya işaret ediyor. Bugünün baskı mekanizmasını 1950’lerin McCarthyism’i ile eşitlemek yanıltıcı olur. O dönemde devlet, açık bir sansür ve hukuki yaptırımla sahnedeydi. Bugün ise sistem kendi kendini regüle ediyor ve endüstriyel bir aforoz mekanizması işletiliyor. Fiziksel bir hapishane yok........
