menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyanın Sonunda Bir Cinayet

30 0
28.02.2026

Bazı yapımlar vizyona girdiği an tüketilip gider, bazıları ise zaman geçtikçe haklılık payıyla kendine çeker. Disney ’ta yayınlanan A Murder at the End of the World (2023), benim için bunlardan biri. İzlanda’nın dondurucu soğuğu, cam ve çelikten bir sığınak, seçilmiş davetliler ve ilk geceden gelen bir ölüm…

Yüzeyde klasik bir kapalı mekan polisiyesi gibi görünse de derdi “katil kim?” sorusundan daha ileri. Dizi, modern dünyanın krizlerini, iklim felaketi, yapay zekâ hegemonyası, erkek şiddetinin cezasızlığı, bir cinayet anlatısının içine yerleştirerek türü politik bir zemine çekiyor.

Yaratıcıları Brit Marling ve Zal Batmanglij (The OA), teknoloji milyarderi Andy Ronson’ın (Clive Owen) İzlanda’daki “kurtuluş” inzivasında bir araya getirdiği parlak beyinleri mercek altına alıyor. Masadaki başlıklar büyük: küresel çöküş, yapay zekânın geleceği, insanlığın yedek planı. Fakat daha ilk gecede bir davetli ölü bulunuyor. Otelin yapay zekâ asistanı Ray saniyeler içinde raporu yazıyor: kaza. Dosya kapanıyor. Herkes için. Darby Hart hariç.

Z KUŞAĞI’NIN ŞÜPHECİ MİRASI

Dizinin kalbinde, Emma Corrin’in kırılgan ama çelik gibi bir inatla canlandırdığı Darby Hart var. Pembe saçları, giyimi ve kulağından eksik etmediği indierock listeleriyle alternatif X kuşağının izlerini taşıyan, tam bir Z kuşağı portresi çiziyor. Ona “Z Kuşağı’nın Sherlock Holmes’u” denmesi boşuna değil; ancak Darby’nin asıl gücü zekâsından çok kandırılamazlığında yatıyor. Bu, Z kuşağı gençlerinin teknolojik ve kültürel donanımla sistemi sorgulayan, manipülasyona kapılmayan duruşunu........

© Birgün