menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şeriat çağrıları normalleştirilmeye çalışılırken

25 21
07.02.2026

Laiklik, bu ülkede uzun zamandır teorik bir ilke değil, fiilen savunulması gereken bir hak haline getirildi. Bunun nedeni toplumun laiklikten vazgeçmesi değil; tam tersine, anayasal düzeni hedef alan söylem ve pratiklerin olağanlaştırılmaya çalışılmasıdır. Bugün yaşanan gerilim, bir değerler tartışmasından çok daha fazlası. Açık bir hukuk ihlaliyle karşı karşıyayız. Bugün yaşananlar bir fikir ayrılığı ya da kültürel gerilim değil; açık bir rejim meselesidir. Laik Cumhuriyet’i savunanlarla, onu ortadan kaldırmayı hedefleyenler arasındaki ayrım giderek daha görünür hale gelmekte.

Son dönemde yaşananlar bu açıdan ibretlik. İstanbul’da SOL Parti üyeleri, kamusal alana astıkları ve şeriata karşı laik, demokratik cumhuriyet talebini dile getiren bir pankart nedeniyle gözaltına alındı. Ardından savcılık, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” gibi son derece ağır ve bağlamından kopuk bir suçlamayla tutuklama talebinde bulundu. Mahkeme bu talebi kabul etmedi ama yurttaşları adli kontrol ve ev hapsiyle cezalandırdı. Henüz ortada bir suç yokken fiili bir cezalandırma mekanizması işletildi. Bu tablo tesadüf değil. Daha önce SOL Parti İstanbul İl Örgütü binasına yönelik yaşasın şeriat yazılı saldırı, Üsküdar’da asılan şeriat karşıtı pankarta dönük organize müdahale ve ardından gelen hedef göstermeler, laiklik talebinin bilinçli biçimde baskı altına alındığını gösteriyor.

Dikkat çekici olan ise; şeriat çağrıları fiilen korunurken buna karşı çıkanlar kolluk ve yargı eliyle susturulmaya çalışılıyor. Üstelik bu yalnızca sokakta ya da karanlık gruplar eliyle yürütülen bir süreç değil. Cumhurbaşkanı Baş........

© Birgün